Şifa

Bu sene de değişimlere gebe 2017 gibi belli. Her neye elimi atsam hep şifa ile ilgili. Rastgele çektiğim her hediye, dilek, niyet şifa diyor. Tuhaf… Ama bir o kadar kalbimle, anlamlarımla, hayallerimle ve kendimi ortaya koyma biçimimle uyum içinde bütün olup bitenler. Geçtiğimiz haftasonu para kavramının ardına yüklediğim anlamları temizlemek, alma verme dengemi anlamak, özgürce isteyebilme/verebilme ve bana verileni neşe ile alma/kabul edebilme deneyimine kendimi açabilmek niyetiyle sevgili Emre (@yeniyedogru) ve Burcu’nun (@bolobolo_burcunun_isleri) çağrıda bulunduğu çembere katıldım. Üretimlerimin ve paylaşmak istediklerimin karşılığına dair bambaşka bir felsefeye ihtiyaç duyuyorum çünkü. Sistemin mevcut anlamları, tanımları ve ekonomisi karşılamıyor içimdeki ihtiyacı. Samimiyet istiyorum … Okumaya devam et Şifa

İstifa

Birkaç ay önce karar almış, sosyal medyadaki takipçi halimden istifa etmiş ve hesaplarımı kapatmadan herkesi takipten çıkmıştım. Kolay olmadı bu kararı vermek. Önce dostlarım, sevdiklerim ne hisseder diye düşündüm ve biraz çekindim. Sosyal medyada takipten çıkmak ilişkimi kesmek gibi geliyordu. Sanki artık seni önemsemiyor, sevmiyorum ve hatta ilgilenmiyorum demek oluyordu. Sonra bunun ne kadar tuhaf olduğunu fark ettim ve içimde ilişkilerimi başka biçimlerde güçlendirme arzusu hissettim. Herkesin her an ne yaptığını bilmek zihnimde büyük bir yük oluşturuyordu çünkü. Ya da sadece belli bir konu hakkındaki yazılarını okumak istediğim birinin özel hayatını da görmek. Kendimi yüzlerce insan hakkındaki binlerce bilgiye maruz … Okumaya devam et İstifa

Karanlık Oda

Görmemek, duymamak, hatırlamamak, hissetmemek için açtığımız odalar vardır kendimize içimizde. Duvarları kalın. Ne kapısı vardır ne de anahtarı. Başkalarında da vardır onlardan ve ne zaman anlamaya çalışsak ya da sevgi vermek, sevgi görmek istesek çarparız. Hatırlamak ya da o duygulara temas etmek istemediğimizden öfkemizi olaylara ve kişilere yöneltiriz hemen. Dikkatimizi dağıtırız. Başımıza bir şey geldiğinde kaskatı olur içimiz, o hissizliğin adına güç der, teğet bile geçmedi bize zannederiz yaşananlar. Bu hafta onları yazdım HTHayat’ta. Adı: “Karanlık oda” Geçenlerde sevdiğim biri ile ufak bir tartışma yaşadık. Evdeki bir iş için ondan yardım istedim ve kabul etti. Ben de kendimce önemli başka … Okumaya devam et Karanlık Oda

Pervane

“Işığa uçar bütün pervaneler Ateşe giderken ne şahaneler Dönerek acıyla aşkla şu alemi Yana yana rakseder divaneler” #BirVarmışBirYokmuşDünyaMasalmış Anladım. Su yıkar bedendeki kiri pası da, ateş dönüştürürmüş ruhu ve dünyayı. Nasıl da korkardım ateşten, dünyanın merkezindeki kor çekirdekten ve çöldeki güneşten, henüz hiç yanmadan, yanmayı bilmeden evvel. Oysa şimdi biliyorum ki yaraları iyi edendir ateş. Beni zorlayan, özümle ilişki kurmamı kurmamı engelleyen ne kadar inancım varsa dönüştürendir sevgiye, özgürlüğe doğru. Bu değişimin acısının adıdır yanmak ama karşılığıdır değişmek, anlamak ve yunulmak. Ayağım toprağa her değdiğinde beni dünyanın ateşten çekirdeğine, onu da bana bağlayan kordonu görüyorum şimdi. Korkmuyorum merkezin sıcağından ve … Okumaya devam et Pervane

Eşik

İnsan kıyamaz dokunmaya bir minnacık örümceğin ışıl ışıl parlayan sanatına ama ben kıydım kendi kalbimin üzerine bilmeden örmüş olduğum ağa. Parlayıp göz kamaştırsa da, beni sarıp sarmalasa, korusa ve hatta kendimi o sansam da.. Ellerimle kalbime dokundum bu yıl, geçmişe dönük hikayemi bırakıp kimliksiz kaldığımda. Bırakabilmeyi bilmiyordum aslında ya da mümkünlüğünü. Bu yüzden niyetim bu değildi perdeyi aralarken. Zamanıymış demek; beklemediğim bir anda gitti bütün hikayem. Soluksuz kaldım bir süre. Lohusalığımdan bile zordu. Bocaladım. Ama çok daha kısa sürdü uyanmam şimdiye kadar çektiğim bütün değişim sancılarından.  Öz’ümü gördüm ve ne için burada olduğumu bildim. Bundan gayri o olmaktan başka bir … Okumaya devam et Eşik

Anaçlık Hali

Annelik etmeyi ve beslemeyi temsil eder memeler diyor Louise Hay “Tüm Hastalıkların Zihinsel Nedenleri” adlı çalışmasında. Memelerdeki mastit, şişlik, ağrı ve kistleri ise “kendini beslemeyi reddetmek, herkesi kendi önüne geçirmek, aşırı annelik etmek, aşırı korumak ve herkese hükmetme tutumu” olarak yorumluyor. Geçmişime bakıp yorumun gerçekliğine şaşırıyorum. Göğüslerimdeki küçük oluşumları ve dokunduğumda hassasiyet veren ama anlatmakta zorlandığım tuhaf tıkanıklık enerjisini hissettiğimden beri problemin nedeni üzerine düşünüyorum. Ve yine o günlerden beri birbirine benzeyen rüyalar görüyorum. Anne sütü akıyor üzerimden, bütün çevremi sarıyor ama ben gittikçe küçülüyorum. Her yaşta görüyorum kendimi; çocukken, ergenken, anneyken, 50’li yaşlardayken… Ve sahip olduğum her seferinde daha büyük göğüsler … Okumaya devam et Anaçlık Hali

Yardım İste(ye)memek

Lise yıllığıma yazmış bir dostum benim için “sınıfımızın Güzin Ablası” diye. Liseden önce ve sonra da hep öyleydim evet ve hep merak ettim gazete köşelerinde her derde deva olmaya çalışan Güzin Abla’nın da derdini dinleyen var mıdır acaba diye. Benim vardı çok şükür. Gözde vardı. Özgün, Elif, Nazlı, Ece, Yasemin ve Emine… Ama her zaman dert dinleyip çare bulan olmanın zorlukları da oluyor bazı bazı. Eğer başkalarının sana yüklediği “daha olgun” etiketini kabul edersen mesela, bu etiket nedeniyle değerli olduğuna, çevrende kabul gördüğüne, onaylandığına inanıyorsan hatta, o vakit zorlaşıyor başkasından yardım istemek de. Derdini açıp olgunluktan, çocukluğa, “zayıflığa(!)”, “çaresizliğe” gerilemekten … Okumaya devam et Yardım İste(ye)memek

Dolmak

Bu sabah tren istasyonunun merdivenlerini çıkarken fark ettim onu. Düşüncelerimden sıyırdı ışığı birden beni. Duvara düşüşünü gördüm ilkin. Sonra yüzüme vurdu altın sarısı rengi. Uyanan şehri gördüm. Şehrin pusu içinde daha bir büyülüydü güneşin rengi. Ve her şey, bu şehir, fabrika bacaları bile yüklediğim anlamlardan ari ve güzeldi. Çok güzeldi. Gözümü kapattım. Isındım. Yalnız dışımdan değil; içimle de… Kaygılarım silindi. Dingin bir hal geldi üzerime. Gülümsedim. İçimde yeşeren sevgiyi hissettim. Karnımda, karnımın tam ortasında bir yerin canlandığını ve güneşi içine aldığını bir an. Sıcaklığı bedenimdeki yaşam enerjisini besledi ve ben de izin verdim beslemeye kendimi… Kimse yoktu sanki durakta. Sadece … Okumaya devam et Dolmak

Kabul

Dün gece rüyamda öfkemi gördüm. Çocukken çok sevdiğim ama sonra bir nedenden incinip kalben ayrı düştüğüm bir yakınımın yüzüne bağırıyordum çektiğim acıyı bunca senedir. Bu öfkenin içimde durduğunu bile unutmuşum. Uyandığımda hatırlıyordum. Yirmi yıldır bu duyguyu içimde mi tutuyordum? Başka insanlarım da var geride bıraktığım ve bazı anlar; aklıma geldiğinde canımı yakan ve beraberinde anlaşılmamışlık, terk edilmişlik, hayal kırıklığı, dışarıda bırakılmışlık, haksızlık duyguları taşıyan. Aynı duyguyu yaşıyorum onlarla ilgili bir şeyi her gördüğümde. Hep sızlayan bir ize dönüşüyorlar içimde. Onlarla yaşadığım deneyimden çıkardığım kırgınlık, korku ve güvensizlik dolu sonucu diğer ilişkilerime de taşıyorsam, iltihaplı bir yara oluyorlar hatta. “İnsan yaşamı … Okumaya devam et Kabul

I will not die an unlived life

 I will not die an unlived life. I will not live in fear of falling or catching fire. I choose to inhabit my days, to allow my living to open me, to make me less afraid, more accessible, to loosen my heart until it becomes a wing, a torch, a promise. I choose to risk my significance, to live so that which came to me as seed goes to the next as blossom, and that which came to me as blossom goes on as fruit. Dawna Markova (who speaks from my heart) I gave myself a promise…. I will not … Okumaya devam et I will not die an unlived life