Orman Evi

Arazinin ağaçlık tarafı benim olduğu kadar onun da cenneti. Biz öte tarafta çalışıyorken o yitip gidiyor ağaçların arasında. O kadar oraya ait ki; görseniz sanki orada doğdu da, orada büyüdü sanırsınız. Dostlarımızın çocukları geldi mi hemen gezdirir oradaki evini ama bu sefer bendim misafiri. Resimler sırasıyla mutfağı, ocağı, ağaç kabuğundan tabakları, sarı-yeşil yaprak soslu yumurtalı yemeği, salonu, balkonu ve yatak odası.         Minicik, yaramaz, bir de sevimli kaya cinleri ve ağaç cinleri ile paylaşıyor mutfağını. Bazen kaya cinleri evlerinin çatısı olan kaya yosunlarını boncuğun yemeklere katmasına kızıyor da saklıyor boncuğun tabaklarını oraya buraya. Üç gün önce yardım ettim tabaklar … Okumaya devam et Orman Evi

Biz çok zenginiz!

Burası Aliağa’nın en işlek caddesinin kenarı ve o ağacın altı boncuğun devamlı uğradığı yuvası. Diğer canlılar ile bağlarının kuvvetlendiği hissedilir olduğundan beri şehirde yaşayan ne varsa tutunuyor ona. Bir yer belirliyor kendine yuva diye, bu ağacın altı gibi ve oraya gitmek istiyor her seferinde. Oynamak için şehir içinde yeşillerin peşinde koşuyoruz. Yol boyu her bir ağaca dokunuyor, kaldırım taşından fırlamış her bir ota eğiliyor, parmaklıklara tutunup bahçelere bakıyor canlıların cinsini, çiçeklerini, tomurcuklarını dinliyoruz. Tanıdık otları ve ağaçları sayıyor bir bir. Tahmin yürütüyor, benzerlik kuruyor. Ona sorsanız bütün yeşiller bizim… Bizim ağacımız, bizim yuvamız, bizim otlarımız… Öyle zenginiz ki; kaç apartman … Okumaya devam et Biz çok zenginiz!

Var olmadığımız zamanlar…

“İnsanlar var olmadıkları zamanların hikayesini nasıl biliyor anne?” “Bazı ipuçları buluyorlar merakla baktıkları yerde. Kazıyorlar, topluyorlar, denizin dibine iniyor, dağların en tepesine çıkıyorlar… Sonra orada bizden çok önce var olmuş bilge taşlarla, ağaçlarla, kalıntılarla karşılaşıyorlar. Onlara bakarak, onları dinleyerek anlatıyorlar bu hikayeleri.” “Peki bu hikayeler gerçek mi?” “Tamamı gerçek mi, bilmiyorum. Emin olabileceğim birazı; en azından şimdi bu fosili elimde tuttuğum ve bu taşın bana söylediği kadarı: Mesela diyor ki bu yapraklar senden çok önce de vardı. Ama devamı “insanca”, insan gözünün görebileceği kadarıyla yazılmış bu hikâyeler cevap arayanlar için önemli… Arayanların buldukları onların gerçeği. Benim için en önemlisi bilmek … Okumaya devam et Var olmadığımız zamanlar…

Anne neden reklamları sevmiyorsun?

Evimizde TV yok neredeyse 5 yıldır. Bu nedenle izleyeceğimiz şeyler üzerinde bir miktar özerkliğimiz var sayılır ancak reklamlar her yerde. İnternette, dışarıda denk geldiğimiz ekranlarda ve reklam panolarında. Boncuk kız da karşılaşıyor sürekli onlarla. O vakitler çok endişe etmemeye ve izlediği şey üzerine sorularımızı çoğaltmaya odaklanıyorum sadece. Cevap beklemeden, o an ya da başka bir zaman. Soruları çoğaltmak yetiyor çünkü çoğu zaman, sorgulamak “tek” bildiğimiz dünyayı. Bu da boncukla dün gece yaptığımız sohbet reklamlar üzerine. “Anne sen reklamlardan neden hoşlanmıyorsun?” “Hımm o kadar belli oluyor mu hoşlanmadığım.” “E dışardayken ne zaman görsek televizyonu kapatmak istiyorsun.” “Hahaa evet. Pek sevmiyorum.” “Neden?” … Okumaya devam et Anne neden reklamları sevmiyorsun?

İçsel Motivasyon ve Öğrenme Üzerine

Merak önüne geçilmesi en zor duygulardan biri. Minik bir kıvılcımla başlayıp çabucak dinebilir ya da koca koca alevli bir tutkuyu büyütebilir. İşin sonu nereye varırsa varsın güçlü bir arzudur, içimizdeki bir ihtiyaçtan doğar ve öğrenmeye susar. İnsan, meraklarının peşinden koşmak … Okumaya devam et İçsel Motivasyon ve Öğrenme Üzerine

Kelimelere değil kalbe odaklanmak

Şu güzel beyaz yavruyla yeniden karşılaştık bugün sokakta. Onu ilk diğer dört kardeşiyle birlikte bir bahçe duvarının kenarında görmüştük. Annesi biz yaklaşınca önce tedbiren havlamış sonra bizden zarar gelmeyeceğini sezmiş ve bahçeye geri dönerek yavrularla oynaşmamıza izin vermişti. Bunun üzerinden neredeyse bir ay geçti. Okumaya devam et Kelimelere değil kalbe odaklanmak

Evdeki Görünmez Kalabalık

Şuncacığa sığıyor ama evdeki koca masaya ı ıh olmuyor 😂 Bu akşam yemeğimi tezgahta yemem gerekti. Anne aslan, baba aslan ve üç yavrusu, sevgili kurdumuz Şimşek, ayılarımız Tula, Çınar, Bahar ve Yaprak, keçilerimiz Kartopu, Şörli ve Beyli ile bilmem kaç kuzulu sürümüz sığışamadık çünkü 😂 Bütün bu hayvanları ben göremediğim ama onlar hayalî be yavrum da diyemediğim için değişik oldu ama afiyet oldu 😄 Neyse ki üç yıldır henüz kimsenin üzerine oturmadım. Eve hangi hayvan giriyor, hangisi çıkıyor bilmediğim gibi iki yıl önce bir yıl kadar yatağımda yatan ve adı Hüdayda olan bir kedi ile onun dokuz kardeşi vardı onlar … Okumaya devam et Evdeki Görünmez Kalabalık

Büyük Sorular

“İnsan, insandan çıkmalı. İlk insanın nasıl olduğunu bir türlü anlayamıyorum.” Ocak ’17 “Anne insanlari kim yaptı? Seni annen doğurdu, onu da onun annesi, onun annesini onun annesi… Peki ilk anneyi kim yaptı?” Nisan ’16 “Anne, arılar olmasaydı ne olurdu? Deniz olmasa? Su olmasa? Kollarimiz? İnsanlarin evleri olmasa? Peki ya filler, ağaçlar ……?” “Anne hiçbir şey olmasa ne olurdu? Boşluk bile olmasa?” Mart ’16 Küçük bedenler, büyük sorular… Kalbimi açtım, onu dinliyorum… Okumaya devam et Büyük Sorular