Şükran

Bu, mutfağımın penceresi… Kim bilir kaç defa hayal ettim kendimi burada. Önündeki lavaboda iş yaparken kaç kere baktım camdan, fıstığa tünemiş tavuklara, göletteki kazlara, yeşeren otlara ve bahçede oynayan çocuklara… Rüyamda kim bilir kaç kere düştü sabah güneşi bu pencereden bereketiyle tezgahıma. Doğru. O kadar çok aksilik çıktı ki bu sene neredeyse yitirmiştim umudumu. Ama yüksekliyor şimdi gövde, beliriyor çatısı yuvanın ve hatta seçiliyor evimiz yoldan; daha vadinin göründüğü ilk tepede. HTHayat’ta yeni yazı; hayal inşasında tıkanmak ve beklemek, beklemek, beklemek üzerine. Şükran Hayal kurmak ve bir hayale sahip olmak öyle iyi geliyor ki insana… Her gün uyanmak ve yeniden … Okumaya devam et Şükran

Bizim kızların evi

Üç kadın, bir çocuk, bir adam eli değdi bu kümese ve tam beş günde bitti (daha sonra yaptığımız işleri; iç duvarları kireçle boyama, yağmurda su almasını önlemek için çatıyı kaplama ve folluk kapaklarının takılması vb saymazsak tabi 🙄). Bizim buralarda bolca bulunan gelincikler içeri giremesin diye her delik kapandı güzelce. Daha evimiz bitmeden kümesi dikmiş olduk. Tavuklardan önce içine bi yatak de serip orada kalmayı düşünmedik değil. 😂 Evimizden çıkan bütün organik atıklar, hatta pazardan topladığımız çuval çuval meyve sebze atığı ile anlaştığımız restoranların organik atıkları ve buğday, arpa, darı ile besleniyor tavuklar. Zemini kompost ile kaplı. Organik atık, kağıt ve … Okumaya devam et Bizim kızların evi

Bir şifa ve sevgi çemberi olarak bal

Bizden bal alanlar hep önce hesap numarası isterler havale yapmak için. Biz de deriz ki şimdi değil hele bir tadına bakın, şöyle bir parmaklayın da ondan sonra yollayın bize karşılığını. Çünkü isteriz ki bize keyif, sevgi ve mutluluk duygularıyla gelsin ne gelecekse. Sonra da bereketiyle katlanıp dönsün sevgi ve güvenlerini balla takas edenlere. Dostluk kurulsun aramızda, güven inşa olsun. Bu yüzden de büyümüyoruz fazla, alıcılarımızla ilişki kuramayacağımız kadar çok satış yapmak yarım bırakıyor alışverişi bizim nazarımızda. Paradan fazlası olsun diliyoruz çünkü elimize geçen. Arıların evrenden, bütünden aldığını, bizim aracılığımızla insanlar alsın, onların kalbinden de biz alıp geri verelim evrene yeniden. … Okumaya devam et Bir şifa ve sevgi çemberi olarak bal

Hayallerine Koşmak

Hayal kurmanın toz pembe bir tarafı var. Gökyüzü tavanlı bir odanın yumuşacık yatağına uzanmış gülümseyen kendi canlanıyor insanın gözünde düş kurmaktan söz edince. Böyle bulut gibi bir hafiflik! Gerçekleştiğinde hissedeceğin büyük bir tatmin ve devamında da sonsuza kadar sürecek bir mutluluk bekliyorsun -kısa bir deneyim değil de, bir yaşam biçimi ise misal hayal ettiğin-. Hayal ederken bazı anlara tutunuyor bir de insan: Verandada oturmuş, ağaçların arasında oynayan çocukları izlerken görüyorsun kendini ya da vadide kızınla şifalı otlar toplayıp, masallar anlatıp gülüşürken… Aklına düşen mavili pembeli resimler içini sıcacık yapıyor. Hemen şimdi o yerde, o huzurlu anda olmak istiyorsun. Bazen bir … Okumaya devam et Hayallerine Koşmak

Dilek

Büyük gündü bugün. Temeli kapattık nihayet. Kökler tamam, şimdi gövde yükselecek. Hepimiz içimizden geçen şeyleri seçmiştik temele gömmek için; boncuk ak kavak dalı dedi, ben kekik, Asım da zeytin dalı. Gerisi içimizden geldiğince çoğaldı; adaçayı, sığla, kına, buğday, çınar yaprakları, uğur taşım ve kanatlı akçaağaç tohumları… Dileklerimizi, hayallerimizi bir kağıda yazdık, çembere bıraktık dallarımızı yapraklarımızı. Dedik ki: “Yuva’nın temeli bitiyor bugün. Hayr olsun. Aşk’a, huzura, kabule ve neşeye doğru uzattığımız köklerimiz olsun temeline koyduğum kayından kökler. İki zeytin dalından biri barış olsun; önce içimizde sonra hanemizde. Diğeri de can kulağımız olsun verdiğimiz; herkesin ve herşeyin öz’ündeki bilgenin sesine. Ak kavağın yaprak … Okumaya devam et Dilek

Arazi Güncesi: Kış 2016

Karını da görmüş olduk köyün. Soğukmus. Rüzgarı jilet gibi ve de yolumuz buz tutmuş. Karla kaplı salon salomanje ve kar hamağı. Yemedi. Oturamadik. Yine de misafirliğe bekleriz efenim. Sandalyemiz var şükür. Ayakta birakmayiz. Bu senenin balı da yavaş yavaş eridi bitti. Son kavanoz da bugün çıktı yola. Mis kokulu sifanin mutfağı ise karlar altında. Yarı uykuda.  Bana bakıyorlar değil mi? Evet evet bana bakıyorlar! Komik miyim ki? Bakılacak ne var? Bazı orman yolları. Arazimizin hemen yanından akıp giden su derenin sesini yeniden duymak için aylarca bekledim. Bu sene çok uzun sürdü bekleyiş…. Kurak bir yıldı. Önümüzdeki yaz nasıl olacak belirsiz. … Okumaya devam et Arazi Güncesi: Kış 2016

Beklenmedik değişimler

#babalarhepevdeolsun dilemiştim. Asım işten çıkarıldı; gerçek oldu. Çok şey hissettiriyor; güven, huzur, sevgi, şefkat, uyum, güvende olma hissi… Bir de önce tedirginlik sandığım sonradan farkettiğim, yabancı ve tuhaf bir heyecan. Anlıyorum ki belirsizliği kucaklamak bıraktı gitti karnıma kelebeklerini. Telafi ediyoruz birbirimizi baktığımız ama göremediğimiz zamanları. Şimdi dünyadaki bütün zaman bizim. Bu kadar zamana ve birbirimize sahipken, imkanlarımız şimdiye dek hesapladigimiz gibi olmayacaksa da, yapamayacağımız hiçbir şey yok gibi geliyor ve kalbim ne kadar yapabildiysek o kadarını çok seveceğim diyor. Eh! Madem koşullarımız beklenmedik şekilde bir anda değişti 🙄 Şimdi bir an önce küçülmek ve kiradan çıkmak lazım 😂 #2017ningetirdikleri #hayatbizisuyaitti … Okumaya devam et Beklenmedik değişimler

“Ora” olmak

Ben öyle büyük büyük yerlerin, yer değiştirmelerin insanı olmadım hiç. Gezmelerim görmelerim olmayacak olsa aramazdım. Yürüyüş çemberimden çıkmadan köymüş gibi yaşadığım çoktur kocaman şehirleri. Ortaokulda tutunduğum bir hayalim vardı mesela; küçük bir sahil kasabasında, tercihen Sinop’ta kalabalıktan uzak,denize kıyı bir kulübe. Kulübenin önünde ufacık karın doyuran bir bostan, kazığına bağlı bir kayık. İçinde de bir masa, bir yatak, bir de kitaplık. Yalova’da olmaktan da hiç şikayet etmedim genç kızlığım boyunca: Sinema yokmuş, tiyatrosu küçükmüş, her gün aynı kafelerde oturuluyormuş, büyük markalar buraya uğramıyormuş… Anlamadım. Anlayamadım. Her akşam aynı sahilde, koca çınarların altından yürüdüm bir aşağı bir yukarı, aynı simitçiden simit … Okumaya devam et “Ora” olmak

Fıstık Güncesi 3

Antep fıstığını yenebilir hale getirmek zormuş. Yaşadık. Bu sene arılıkta işimiz çok yoğundu bu yüzden fıstık hasadı hiç aklımızda yoktu. Köylü iki yıldır hiç ilaçlanmayan ağaçlarımızda yenebilir fıstık olmayacağını söylüyordu. Biz de hele bir görelim, tanıyalım, anlayalım neler oluyor bu ağaçta demiştik ama bu kadar çok fıstık olacağını hayal bile etmemiştik, inanmisiz. Bizim bile sistemin düşünme biçiminden çıkmamız, doğaya guvenmemiz zor oluyor bazen. Gerçekten. Arılıkta çok oyalanınca geç kaldık fıstık hasadına. Mahsülün yarısından fazlasını kuşlar, sincaplar ve fareler yedi; öyle ki ağaçların altındaki toprak kabuktan görünmüyordu. Bu bizim için neşe sebebiydi. Ağaçlardaki yemişler hepimizin hakkı. Mülkiyet dediğin insan uydurması… Arazimizdeki … Okumaya devam et Fıstık Güncesi 3