Vatan

Şehirde büyüdüm ben. Mekanla kurduğum ilişki daha çok eşya üzerindendi, hayatla kurduğum ilişki ise gelecek. Bir yer ile bağ kurmak, oradan öğrenmek, beslenmek, yaşam döngüsünü izlemek ve yavaşça uyumlanmak yeni yeni deneyimlediğim şeyler. Daha önceki yaşantımda mekanla kurduğum ilişkiyi yine bu kelimlerle anlatabilirim ama böyle değil; çünkü anlamlarım aynı değil. Doğa ile ilişkim de olmamıştı pek. Ne olduysa son beş yılda oldu. Ne öğrendiysem, kime dönüştüysem işte bu kadar zamanda… Henüz iki yıl önce araziye attığım ilk adımla dokunmaya, hissetmeye, izlemeye başladım mesela. Ayakkabılarımı çıkardım ve tenimle toprağı karıştırdım. Yabani otları burada tanıdım ve topladım. İlk defa bağ kurduğum, mevsimlerini … Okumaya devam et Vatan

Tilki Uykusu

Ne zaman çadır kursak ilk gece uykum hafif oluyor. Hele ki ilk defa orada kalıyorsam. Gece gözlerim kapanıyor, bedenim dinlenme halinde oluyor ama bütün sesleri duyuyorum uykumda. Bir baykuş ötüşü, iki köpek havlayışı, birkaç yaprak düşüşü, kurbağa ve çekirgelerin şarkılarıyla, ot hışırtısı gece boyu çalınır birden bire keskinleşen kulağıma. O vakit bir kızılderili çadırında yavrusuyla uyuyan Kızıl Tüy’e dönüşürüm ve emin olurum; ormanın evimiz olduğu toplayıcı zamanların izleri var bedenimde hala. Kaldığım yeri tanıdıkça ancak uykum derinleşiyor ve artık sadece yabancı seslere uyanıyorum. Dokunarak, koklayarak, duyarak kendimi güvende hissettikçe keşfettiğim alan genişliyor ve orayı ev gibi benimsiyor, rahatlıyorum. Yaşam koşulları … Okumaya devam et Tilki Uykusu

Topak

Bu bir bok böceği. Az önce, topağın üzerine çıktı ve gökyüzünün bir resmini çekti. Güneşin konumuna baktı ve durduğu yeri tam koordinatları ile işaretledi. Sonra da dümdüz hiç durmadan gideceği yere doğru itti arka ayaklarıyla acele ile hazırladığı dışkı topağını. Evinin yolunu, topağının yerini, bulmak için geceleri ay’ın ve samanyolu’nun, gündüzleri de güneşin resimlerini çekmek ve sonra ilerledikçe gördüğünü zihnindeki o resimle karşılaştırmak suretiyle dosdoğru bir yol çizmek onun işi. Yönün değiştini (mesela topakla birlikte alınıp başka yere konduğunu) anlar anlamaz geri çıkıyor tepesine ve gökyüzüne bakıyor dans ederek üzerinde. Ve sonra mutlaka ama mutlaka aynı istikamete geri dönüyor. Asla … Okumaya devam et Topak

Gerçek Güç

Bizler kültürel beklentilerle çocukların dünyasının sürekli yeni fırsatlarla yeni ufuklara doğru genişlemesi gerektiğine inanıyoruz. Oysa ben çocuklarımı izlerken ebeveynleri olarak bizlerin, çocuklarımızın kendi dünyalarında kurdukları ilişkilerin değerini bilmediğini, hatta bu ilişkileri gözden kaçırıyor olabileceğimizi düşünüyorum. Belki de onlara sınırsız olanaklar … Okumaya devam et Gerçek Güç

Huş

Huş: Şeker Portakalı’nda duymuştum adını ilk. Hani Zezé ve ailesi eve ilk taşındıklarında kardeşleriyle ağaç kapmaca oynamışlardı da huş ağacını kız kardeşi kapmıştı. Zezé bin türlü mızıkçılığa rağmen huşu geri alamamış ve ona kala kala arka bahçedeki şeker portakalı kalmıştı. Sonradan o küçücük ağaç Zezé’nin kahramanı, sırdaşı, dostu ve sığınağı olmuştu. Birlikte büyümüşlerdi. Bazı bilgiler, öğrenmeler nasıl da zamanını bekliyor hep, içten merakını bir de.. Çocukluğumdan beri aklıma gelir de ismi yine de gitmedi elim hiç öğrenmeye büyüdüğümde. Arada ona buna sorsam da ağaç bilen kimse yoktu etrafımda. Vazgeçtim bir yerden sonra ve unuttum aradığımı da hatta. O yüzden bugün … Okumaya devam et Huş

Çocuk Şehri

  “Çocuk Şehri” Dergisinin bu sayısında doğa ile (yeniden) bağ kurmak üzerine yazdım. Çocuk zihni bir kamera gibi; herşeyi olduğu gibi kaydediyor… Peki şehirde gördüğü, yaşadığı döngü evrenin, yaşamın döngüsünü ne kadar temsil ediyor? Çeşmeden akan su hepimizi birbirine bağlayan ihtiyacı ona ne kadar sezdiriyor? Gıda? Şehirde her canlıyı ve herşeyi birbirine bağlayan döngünün, birlik ve bütünlüğün gücünün yerini ne tutuyor? Onlara yaşam döngüsünü, insanin evrenle bağını hissettirmek için ne yapabiliriz peki? Evimizdeki saksıdan başlayabilir miyiz? Sandığımızdan zor ve uzakta olmayabilir mi? (Dergi için iletişim adresi: felahcocuk@gmail.com)     Okumaya devam et Çocuk Şehri

Kar yemek

  Günaydın kahvaltıda karla karnını doyuranlar!! Kuzey rüzgarına rağmen kar topu oynayanlar!! Günaydın 😊😊 Çocuklar çok acayip. İçgüdüleri, kadim insana dair kalıtsal aktarımları hala canlı ve güçlü. Bebekken kar veya buz yemek istediğinde engel olmaya çalışmış ama inatla yapmak istediğinde kendimi beklemeye almıştım. Yanılmamışım. Donup çözülmüş suyun yapısı değişiyor ve hücrelere girişi, bedendeki metabolik aktivitelere katılımı kolaylaşıyor. Kanı etkilediği için bütün bedeni etkiliyor. Erimiş su içenler daha az acikiyor (olley😂). Enerji veriyor ve birçok hastalığın iyilesmesine katkıda bulunuyor; şeker hastalığı, tansiyon, obezite, baş ağrıları… Enerji verdiğini kendimden biliyorum, içimini çok seviyorum. Bu yapilandirilmis su yapma yöntemlerinden de biri aynı zamanda. … Okumaya devam et Kar yemek

Heidi

“Anne, Peter nerede yaşıyor? Uzak mı? Onu görmeye gitmek istiyorum.” “Baba, dağlardan dönerken Heidi ve Peter’i de yanımıza alabilir miyiz? Bizimle gelirler değil mi? Ben onlar da artık bizimle yaşasın istiyorum. Tabi giderken keçileri amcama birakmamiz gerekecek. İşi olmaz değil mi? Biz gelene kadar keçilerime bakar?” Bir buçuk saattir aynı yerde bir oraya bir buraya koşarak ne yapıyormuş diye soran olursa (hayalî)keçileri için bol süt yapan otlardan topluyormuş dersiniz. Bence dört günde 250 sayfayı yüksek sesle okuduğumuz ebeveynlik sınavını geçtik. Geçtik geçtik. Bence kesin geçtik. Geçtik di mi?🙄 🤓 #boncugundunyasi #hicbitmeyenokumalar #seskisikligi Evde keçi sürüsü beslemenin bir takım dezavantajları olabilir. … Okumaya devam et Heidi