Çocuk ve Gıda İlişkisi

Boncuk kız üç gündür melisa da melisa diye tutturuyor. Sabah ve akşam melisa çayı içiyor. Hatta yetmiyor demlenmiş yaprakları da yiyor. Arada oluyor böyle. Bir anda bir şeyi çok isteyip, günlerce belli şeyi yiyip içebiliyor; kara lahana çorbası, limon, mandalina, sütlü muhallebi, donmuş meyve, ıhlamur çayı, polen, bal, peynir, balık vb… Dönem dönem protein, kalsiyum, mineral/vitamin veya karbonhidrat ağırlıklı besleniyor. Sonra geldiği gibi hızla kesiliyor bu arzu ve avuç avuç yediği şeyin adından bile bahsetmemeye başlıyor. Gıda ile ilişkisi hep ihtiyaçlarına göre; sanırım bizim buna alan açmamız, onu belli şeyleri yemeye zorlamamamız da bir miktar etkiliyor kurduğu ilişkiyi. Kızıma baktıkça … Okumaya devam et Çocuk ve Gıda İlişkisi

İnsanı ve doğayı gözeterek büyümek

“Dünya insanlara ait değildir. İnsanlar dünyaya aittir. Bütün her şey, aileye bağlayan kan bağı gibi birbirine bağlıdır.*” diyor Vandana Shiva İnadına Canlı’da. Ve ben de “Biz bir ağacı büyütürken ona sevgimizi veriyoruz. O ağaç da dallarıyla yapraklarıyla enerjisini, sevgisini meyvesini … Okumaya devam et İnsanı ve doğayı gözeterek büyümek

Kökler ve Kanatlar

İnsan biraz kuş biraz da ağaç gibi. Yerini sevmek, dünyaya bağlanmak ve her baharda daha da yukarı uzanabilmek için köklere ihtiyaç duyuyor. Tuhaf olanı köklendikçe de kanatlanıyor. Uçmaya, bağımsızlaşmaya hazırlanıyor. Bir çocuk uçabilmek için önce güvenmek istiyor. Çünkü güven yoksa o uçuş daha çok bir kaçışı andırıyor. Çocukken kurduğumuz bağlar görünmeyen köklerimiz gibi bizi hayata, dünyaya ve kendi küçük topluluğumuza bağlayan. Hatta biraz kimliğimiz o bağların bizdeki hikayesi ve bize hissettirdikleri. Bağlarımız sayesinde dünya; ya güvenli bir yer ya da hiç değilmiş gibi. Bağlarla inşa ediliyor peşpeşe özdeğer, özsaygı, özyeter, özgüven ve özsevgi. Çünkü ebeveynlerimiz ya da bakım verenlerimiz ile … Okumaya devam et Kökler ve Kanatlar

Çürük Domates!

– Bedenden dışarı çıkmak isteyen şeyleri içimizde tutmak bize iyi gelmez Can İçim. Birikir birikir, şişkinlik yapar. Bazen hasta yapar. Bazen volkan gibi patlama yapar. Gözyaşı ve sözler öyledir. Çıkmak isterler ve akıp söylenip bedeni arındırırlar. – E o zaman neden geçen gün muhallebi bitti diye ağladığımda bana ağlama diye kızdınız? –  Evet, o gün sana ağlama, bunun için ağlamana gerek yok deyivermiştim ve biraz kızmıştım hatırlıyorum. – Sen kızınca ben daha çok ağlamıştım, çünkü daha çok üzülmüştüm. – Biliyorum. Aslında sana öyle dedikten sonra ben de bunun ikimize de iyi hissettirmediğini anladım. O gün biraz yorgundum ve yüksek sesi … Okumaya devam et Çürük Domates!

Çocuklar için Kitap ve Film Seçimi

Geçtiğimiz haftalarda yazdığım ‘Kızımla izlediklerimiz‘ adlı yazıda kızımla izlediğimiz video ve filmlerden bahsetmiştim. Daha önce ‘Aşırı Sıkıcı Çocuk Kitapları‘ başlıklı yazımda da mevcut çocuk kitaplarının konuları ve hatta mesajını onarıcı bulduklarımızın bile rahatsız edici tarafları hakkında fikirlerimi yazmıştım. Bu sefer de bu seçimlerimizi yaparken önemsediğim kıstaslardan bahsetmek istiyorum. Kızım hikayeleri çok seviyor. Okuduğum hikayenin içine girmeyi, karakterleri yaşamına, oyunlarına katmayı, ondan esinlenip kendi masallarını yazmayı… Dolayısı ile okuduklarımız ve izlediklerimiz onun dünyasına dönüşüyor. Piyasada çocuklar için yazılmış kitaplardan, onlar için hazırlanmış animasyonlardan geçilmiyor ama kaliteli yayın bulmak gerçekten çok zor. Hele ki insana, çocuğa bakış açınız farklı ise o vakit iş … Okumaya devam et Çocuklar için Kitap ve Film Seçimi

Yaş Beş

Çok değil bundan sekiz-on ay öncesiydi. Dördü dört buçuğa bağlıyorduk yavaştan. Büyüyor diyordum bir an, sonra bir bakıyordum küçülmüş sanki. En kaygılı olduğum dönemdi sanıyorum. Özellikle ihtiyaçlarımız çakıştığında eskisinden de çok zorlanıyordum. Bir şeyleri yanlış yaptım galiba diyordum kendi kendime. Dibimden ayrılmıyordu çünkü, öyle ki bazen aynı bedendeyiz sanıyordum. Ufacık bir duygusal dalgalanmada yanımda bitiyor, kucak istiyorum diye tutturuyor, özellikle çok fazla duygu yüklendiği zamanlarda herkesi öteliyor, itekliyor ve sadece beni istiyordu. Bu bir dönem olabilir diyerek gözümü üzerinden ayırmıyor ama endişeleniyordum. Tamam dedim bir ara, galiba bağımsızlaşmayacak hiç. Bazen de öyle anlar oluyordu ki öte yandan… Endişe uğramıyordu kalbime. … Okumaya devam et Yaş Beş

Soru

Bir önceki postta beş yaşındaki kızımla aramızda geçen bir diyaloğu paylaşmıştım. Ölüm ve yaşam döngüsü üzerine yaptığımız bu sohbetle ilgili çokça soru geldi. Daha önce dünyanın ve insanın oluşumu (Anne ilk insanı kim yaptı? Anne evrende boşluktan bile önce ne vardı?), doğum, üreme gibi konularda paylaştığım sohbetlerimizle ilgili de sorular geliyordu. Bu biraz toplu yanıt gibi olsun o zaman.

Yazdığım yazılar konu ile ilgili derli toplu konuşmalarımız hakkında oluyor genelde, o yüzden bir defada çok fazla bilgi, açıklama varmış gibi görünüyor bunun farkındayım. Ama arka planda işler pek de öyle değil. Okumaya devam et Soru

Mezar Başı

Küçük civcivlerden ikisi kapamış gözlerini bu sabah. Boncuk kızla alıp uyur gibi görünen bedenlerini küçücük çukurlara koyuverdik ve kapattık üstlerini toprakla. Neden diye sordu bana, en küçük ve zayıf olanlar öldü? “Ama anlat bana, gece masalı gibi anlat.” “Yaşam; evrende hep en sağlıklı ve güçlü formunda var olmak istiyor. Bu yaşamı, çeşitliliği korumanın bir yolu. Bu civ civlerin yaşam enerjisi ve bedeni tavuk olarak yaşamak için yeterince güçlü değildi. Eğer yaşasalardı zayıf ve hasta olacaklardı. Belki sonra zayıf ve hasta tavuklar doğuracaklardı. Bütündeki tavukların var oluş gücünü zayıflatacaklardı. O yüzden onlar şimdi başka şeylere dönüşecekler. İçine güç katacakları şeylere… Belki … Okumaya devam et Mezar Başı

Büyüme Zamanı

“Gitmeyi çok istiyorum ama sen olmadan gitmek istemiyorum.” “Bensiz zorlanacağını mı düşünüyorsun? Özleyeceğin için mi?” “Hı hı. Seni özlerim. Zor olur.” “Ben de seni özlerim. Hatta ben de zorlanırım ama biliyor musun? Bence bunu yapabiliriz.” “Hı hı… Yapabiliriz.” “Özlerim”, çok şey demekti aslında. Sensiz nasıl sakinleşeceğimi bilemeyebilirim. Üzüldüğümde, kızdığımda sana sarılmadan nasıl kendime yeteceğim? Peki ya korktuğumda? Uykuya dalarken orada olmadığını bilirsem ne hissedeceğim? Senden rahatça istediğim gibi bir başkasından ihtiyaçlarımı isteyebilecek miyim? Karar verebilecek, arkasından gidebilecek miyim? Bu kararın getirdiklerini kaldırabilecek ve taşıyabilecek miyim? “Şimdi gidersen seni ancak beş gün sonra alabilirim. Bunu bilmelisin. İzmir’den Yalova’ya bundan erken gelemeyeceğim. … Okumaya devam et Büyüme Zamanı

Kutlama

Doğumu, varlığı kutlamak için illa doğum günü olması şart mı? Bence bir insanın, canlının, varlığın sana neşe kattığı, şükür dedirttiği ya da bunlar hiçbiri olmaksızın sadece iyi ki demek istediğin her an doğum, var oluş ve yaşam kutlanabilir… Çok oluyor bana ondan, hele ki yüzünden geçen duygulara, gözlerinin ta içine baktığımda… Güldüğünde. Sessizce ve birbirimizi gerçekten bilerek, hissederek yürüdüğümüzde bir de. Kaç kere ve kaç farklı şekilde söyledim bilmiyorum ona “iyi ki!” diye… Geceleri anlattığım masallara ekledim, sarılmalara, öpücüklere, uzaktan izlemelere ve nice göz gözeliklere gizledim. Değerini bilsin ama en çok hissetsin diledim. Yolculuğu boyunca özdeğerini başka kimsede değil içinde, … Okumaya devam et Kutlama