Kadınları En Çok “Köysüzlük” Zorluyor

Sevgili anneler, Bugün midemde kramplara ve kalbimde ağrıya yol açan bir adaletsizliği daha fazla taşıyamadığım için size yazıyorum. Kadın, erkek veya çocuk herkes bundan etkilense de, ağırlığını en çok annelerin hissettiği bu adaletsizlik, onların zaten taşımaya kodlandığı “dünyanın yükü”nü daha da artırıyor. Hatta anneler onun hızla yayılan ve derin yaralar açan belirtilerini hafifletmekte de aşırı derecede sorumlu hissediyorlar. Bu sorun “köysüzlük”; çünkü bir çocuğu yetiştirmek için bir köy gerekiyor. Köyden kastım; evlerden, binalardan oluşan, kasabadan küçük, mahalleden büyük ve kırsalda bir yer değil elbette. Kastım nispeten küçük, farklı nesillerden oluşan toplulukların doğasında var olan bir yaşam biçimi. Birbirini iyi tanıyan, … Okumaya devam et Kadınları En Çok “Köysüzlük” Zorluyor

Okulsuz Büyümek

  Sonunda elimde. ♡♡ İlk iş sayfalarını çevirip kokladım. Kitap kokusu.. Çocukluğumun kokusu. Sonra açıp adıma baktım. Bir kitabın içinde adım yazıyor. Hayal… Çocukluk hayali. Bir çocuğun büyüdüğünü izlemek sizi birçok açıdan değiştirebilir. Eğer bir süreliğine internette, kitaplarda veya medyada her an önümüze sunulan “beyin geliştirme ve öğretme” planını kulak ardı edebilirsek; onun her an öğrendiğini görebiliriz. Öğrenmek nefes almak gibidir onun için. Doğal ve bariz. Yürümeyi, koşmayı, zıplamayı, konuşmayı öğrenir. Kendi hızında ve hiç vazgeçmeden. Bütün bunlar için yardımımız gerekmez. Hızlandırmamız, iteklememiz gerekmez. Çocuğumuz zamanla insan olmaya ve hayatta kalmaya dair ihtiyaç duyduğu her şeyi öğrenir. Bunu görmek beklenmedik … Okumaya devam et Okulsuz Büyümek

Okulsuz Büyümek Raflarda!

Heyecandan içim kıpır kıpır!! Kitabın kokusunu duymak için sabırsızlanıyorum 🙂 Arka kapak yazısından: “Bizim çocuklarımız okula gitmiyor. Bu kitap genel olarak oğullarımın örgün eğitim sisteminin sınırları dışındaki öğrenme biçimi ve öğrendiklerinin içeriği ile ilgili. Ancak bu biçim ve içerik, birçok açıdan Vermont Dağı’nın yamacındaki hayatımızdan ayrı düşünülemez. Bu nedenle anlatacağım hikayelerin hiçbiri ilk bakışta size öğrenmeyle ilgili görünmeyecektir, yani en azından bu kültürde anlaşıldığı biçimde değildir. Paylaştığım hikayeler çocuklarımızın eğitimi hakkında olduğu kadar, arazimizle kurduğumuz bağın, oradaki çalışmalarımızın sürekli geliştirdiği yaşam biçimi anlayışımızın, benim ve eşim Penny’nin de hakkında. Anlattıklarım yalnızca öğrendiklerimiz hakkında da değil, aynı zamanda öğrendiğimiz ama unutmaya … Okumaya devam et Okulsuz Büyümek Raflarda!

Çeviri: HomeGrown

  Bir süredir yoktum buralarda. Çevirisini yaptığım kitaba odaklanmıştım. Onunla yattım, onunla kalktım. Bir işi ilk defa yapmanın, bir yazarın sözlerini kendi hayallerime katmanın tadını çıkardım. Öyle bendendi bu kitap. Sanki bana yazılmıştı.. Daha doğrusu sanki ben yazmıştım. Tuhaf. Eşim de aynını söyledi bir keresinde. Çevirdiğim bir bölümü okuyordu, gözden kaçan yazım hatalarını düzeltiyordu. Yanıma geldi ve bence bu cümlede bunu demek istemiyor, şöyle olsa daha anlamlı olurdu dedi. Cümlenin aslını bilmeden hem de… “Nasıl yani?Nasıl bildin?” dedim. “Bilirim. Çünkü bu kitabı ben yazdım.” Öyle işte. O kadar bizdendi bu kitap. Ve ben: En az kırk beş sabah güneşi selamladım … Okumaya devam et Çeviri: HomeGrown

Sadece Çevirmedim

Yok hayır.. sadece bir kitabı çevirmedim. En az kırk beş sabah güneşi selamladım ve renklerin dansına kendimi kaptırdım. En az yirmi gece deniz kenarında dalgaların kıpırtısını, gecenin sessizliğini, erkenci horozların sesini dinledim ve ayın denize vuran ışıltısını izledim. Hayalini kurduğum bir dünyanın içine girdim; önümüzdeki bahar yaşamayı umduğum bir hayalin… Kızım için düşlediğim öğrenme özgürlüğünü iki küçük çocuğun hikayesinden dinledim. Onurlu ve dürüst bir yaşamı bir çiftçinin kaleminden okudum. Başka birinin hikayesini en iyi şekilde anlatmak için dünyayı onun gözünden görmeyi denedim. Kelimeler ve anlamlar arasında yolculuk yapmayı öğrendim. Ben yazmışım gibi dediğim bir kitapla düşüncelerimde netleştim. Başka bir dünya … Okumaya devam et Sadece Çevirmedim

BU SEFERLİK ÇEVİRMEN OLDUYSAM DEMEK :)

  Bu bayram benim için diğerlerinden farklı geçiyor. Annemler bizde, boncuk onlarla sahilde yürüyüş yapıyor, parka gidiyor, ağaçlarla konuşuyor, evde hikaye kitapları canlandırıyor, kompost kovamız için solucan, kendi oyunu için boş salyangoz kabuğu topluyor… Yapıyor da yapıyor. Bense bilgisayarın başında çok sevdiğim bir kitabı çok sevdiğim bir yayın evi, Sinek Sekiz için çeviriyorum. Daha önce, okuduğum ve herkes okumalı dediğim yabancı bir iki kitabı çevirme niyeti düşmüştü kalbime. Niyetim döndü dolaştı beni buldu. Tesadüf diyemeyeceğim kadar güzel bir biçimde karşıma çıkardı eskiden okuyup çok beğenmiş olduğum bu kitabı çevirme fırsatını. Kitabın konusu yazarı Ben Hewitt ve ailesinin masalı. Kendi hayatları … Okumaya devam et BU SEFERLİK ÇEVİRMEN OLDUYSAM DEMEK 🙂