Bitki Zekası

Bir canlıyı ancak insana benzer davranıyor ise “akıllı ve gelişmiş” sayıyoruz. Tuhaf olanı bir canlı akıllı ve gelişmiş değilse bize göre, o vakit onu ve yaşamını o kadar da önemsemiyoruz. “Bir ve bütün” olduğumuza körleşiyoruz sanki. İnsan merkezli bu bakışı sarsıldığında bambaşka bir dünyanın kapısı aralanıyor aslında. Her şeye yaklaşımı değişiyor insanın. Tercihleri, yaşam biçimi ve soruları da. En önemlisi kurduğu ilişkiler değişiyor ve çoğalıyor herkes ve her şeyle. Kendiyle bile. Daha sonra öyle bilimsel bir kanıta gerek olmadığını fark ediyorsunuz herhangi bir canlının “canlılığının, biricikliğinin”, bir de evrendeki muhteşem, değerli ve önemli yerinin. Öyle bi’ değişik kafalar yani ❤️ … Okumaya devam et Bitki Zekası

DoğadaBuAn

Enginar yapraklarım kurumuş, beklediğim kitap da gelmiş ben yokken ❤️ Yaprakları çay yapacağım, karaciğere şifa olsun. Kitabım ise tahminimden bile güzel. @dogadabuan şahane bir rehber hazırlamış ve demiş ki; “Yıllar önce Sarıkeçili Yörükleri’ni ilk ziyaret ettiğimde ilkbahar göçlerine başlamak üzerelerdi. Yaklaşık 40 günlük göçleri boyunca arkadaşlarımla onlara eşlik edecektik. Günde ortalama 20 kilometre yolu, dağlardan ve nehir kıyılarından, farklı hava koşullarında yürüyecek ve geceleri çadırda kalacaktık. Çok zorlu geçeceğini düşündüğümüz bu yolculuk esnasında hastalanabilir ya da sakatlanabilirdik. O nedenle su geçirmez ama nefes de alabilen kıyafetlerimiz, altı kaymayan ayakkabılarımız, üç mevsim kullanabilen çadırlarımız, -20 derece soğuğa dayanıklı tutumlarımız ve çeşitli … Okumaya devam et DoğadaBuAn

Niyet Ettim Bağlarımı Onarmaya

Hamileliğimle başlayan kendimi anlama ve tanıma sürecimde keşfettim yaralarımı; kendimle ve dolayısı ile çevremle ilişkimi çarpıklıklaştıran, özdeğerimi, özsevgimi, özyeterimi, özsaygımı ve özgüvenimi perdeleyen, nesillerdir çocuklara davranışla aktarılan ve içlerinde bir şeyin yanlış ve kötü olduğunu fısıldayan inançları. Davranışlarımın ve tepkilerimin oradan beslendiğini ve yine orayı beslediğini. Böylece yarattığım döngüde hayat bana yaralarımın gösterdiği kadarı gibiydi ya da belki de ben oradan baktığım için penceremden gördüğüm yine kendi içimdi. Değişmeye başladım fark ettiğim andan itibaren. Barıştım içimle. Kabul… Anahtarımdı bütün kilitlerime. Kendimi kabul, ötekini kabulü getirdi. Kızımla ilişkim bu yoldaki öğretmenimdi. Öfkem dindiğinde kendimi nasıl içten ifade edebilir ve ötekini nasıl … Okumaya devam et Niyet Ettim Bağlarımı Onarmaya

Gerçek Güç

Bizler kültürel beklentilerle çocukların dünyasının sürekli yeni fırsatlarla yeni ufuklara doğru genişlemesi gerektiğine inanıyoruz. Oysa ben çocuklarımı izlerken ebeveynleri olarak bizlerin, çocuklarımızın kendi dünyalarında kurdukları ilişkilerin değerini bilmediğini, hatta bu ilişkileri gözden kaçırıyor olabileceğimizi düşünüyorum. Belki de onlara sınırsız olanaklar … Okumaya devam et Gerçek Güç

Önünü alamadığım bir ot hikayesi

Biri beni durdursundu! Çünkü yolda gördüğüm her boş alanda otları, ağaçları tanımaya çalışmaktan, tanıdıkça mutlu olup, daha çok tanımaya çalışmaktan evime gidemiyordum! Neyse ki güneş batıyordu da eve gelip çalışıyordum. Sonra mı? E işte sonra şöyle acayip şeyler yazıyordum: Apartmanların arasındaki şu nefeslikte keşfettiğim yenebilen bazı güzellikler: Yoğurt otu, ebegümeci, ısırgan, kuş otu, kuş ekmeği, roka, kıvırcık labada, ekşi yonca, karahindiba, bahçe radikası, ballıbaba, iğnelik, turp otu, çiriş, böğürtlen çalısı, yabani hardal otu, akhardal, kanarya otu. Şifa için kullanılanlar: Dar yapraklı sinir otu, deve dikeni, sütleğen, ayn-ı sefa. Ve diğerleri; arap sümbülü, üçgül, yabani yulaf. Ağaç; karaağaç (sol önde), zeytin, … Okumaya devam et Önünü alamadığım bir ot hikayesi

Huş

Huş: Şeker Portakalı’nda duymuştum adını ilk. Hani Zezé ve ailesi eve ilk taşındıklarında kardeşleriyle ağaç kapmaca oynamışlardı da huş ağacını kız kardeşi kapmıştı. Zezé bin türlü mızıkçılığa rağmen huşu geri alamamış ve ona kala kala arka bahçedeki şeker portakalı kalmıştı. Sonradan o küçücük ağaç Zezé’nin kahramanı, sırdaşı, dostu ve sığınağı olmuştu. Birlikte büyümüşlerdi. Bazı bilgiler, öğrenmeler nasıl da zamanını bekliyor hep, içten merakını bir de.. Çocukluğumdan beri aklıma gelir de ismi yine de gitmedi elim hiç öğrenmeye büyüdüğümde. Arada ona buna sorsam da ağaç bilen kimse yoktu etrafımda. Vazgeçtim bir yerden sonra ve unuttum aradığımı da hatta. O yüzden bugün … Okumaya devam et Huş

Çocuk Şehri

  “Çocuk Şehri” Dergisinin bu sayısında doğa ile (yeniden) bağ kurmak üzerine yazdım. Çocuk zihni bir kamera gibi; herşeyi olduğu gibi kaydediyor… Peki şehirde gördüğü, yaşadığı döngü evrenin, yaşamın döngüsünü ne kadar temsil ediyor? Çeşmeden akan su hepimizi birbirine bağlayan ihtiyacı ona ne kadar sezdiriyor? Gıda? Şehirde her canlıyı ve herşeyi birbirine bağlayan döngünün, birlik ve bütünlüğün gücünün yerini ne tutuyor? Onlara yaşam döngüsünü, insanin evrenle bağını hissettirmek için ne yapabiliriz peki? Evimizdeki saksıdan başlayabilir miyiz? Sandığımızdan zor ve uzakta olmayabilir mi? (Dergi için iletişim adresi: felahcocuk@gmail.com)     Okumaya devam et Çocuk Şehri

Homeopati Üzerine Kitaplar

Kendimi meraklarimin akışına biraktigimda ben 😍 “Yağmurda ıslanan birinin nezle veya bronşit olup olmayacağı, rüzgarda başının ağrıyıp ağrımayacagini kim bilebilir? Neden her ıslanma, her üşütme hastalığa dönüşmez? Sağlığı yaratan ya da hastalığın oluşmasına neden olan güç, esas olarak yaşam enerjisidir. Hayatımız boyunca fiziksel, duygusal, zihinsel zorlanma ya da travmalarla baş etmek zorunda kalırız. Aldığımız gıdalardan soluduğumuz havaya mikroplardan kimyasal maddelere kadar birçok dış etkene maruz kalırız. Ancak bunlar her zaman hastalık nedeni haline gelmezler. Çünküünkü hayat enerjisi içsel bir denge kurmak için organizma ve yaşanılan çevre arasında bir uyum sağlar; sağlığı korur ve onarır. Bu çok özel enerji formu yaşamı … Okumaya devam et Homeopati Üzerine Kitaplar