Yeni Dostlar ve Solucan Gübresi

Son zamanlarda ev hareketli. Bir haftadır bizimle olan yeni dostlarımız var. Birinin adı Tipi; bir kar fırtınası gibi. Diğerleri ise kırmızı kalifornia solucanları; kendileri evimizin toprak inşa edicileri. Soldaki bizim. Sağdaki bir süre bizimle kaldı ve yeni sahibine gitti. İkisi de akbaş cinsi. Öyle güzeller ki. Balkonda mutlu değil tabi Tipi ne kadar büyük bir balkon olsa da. Araziye taşınmayı en az bizim kadar çok istiyor. Şimdiye kadar gördüğüm hiç bir köpeğe benzemiyor. Anlamlı ve derin bakışları var. İnsan yalnız sevgi değil büyük bir şefkat duyuyor göz göze geldiğinde ona. Hayvanlarımıza göz kulak olmasını, kızımın dağlarda gezerken yoldaşı olmasını çok … Okumaya devam et Yeni Dostlar ve Solucan Gübresi

Sürpriz

Evde ne kadar organik atık varsa bir güzel yığıyorsun, belediyenin budama ve biçme atıklarını da gördüğün yerde arabaya atıp getiriyorsun. Arada karıştırıp suluyorsun. Böcekler, solucanlar, bakteriler çalışıyor, besleniyor ve herşey dönüşüyor; oldu mu sana mis gibi toprak! Sonra başlıyorsun arazide başka yere yığmaya atıklarını… Sen arazide o köşe senin bu köşe benim uğraşırken arkanı bi’ dönüyorsun ki mutfak atıkların yeşermiş! Meyveye durmuşlar hatta! Toprak öyle cömert ve yaşam öyle inatçı ki! Sürpriz bostan olmuş bize şaşırmaya, şükretmeye, sevmeye! Resimdekiler sırasıyla kabak (1.,2. ve 3.), domates (4.), patates (5. ve 6.), yer elması. Isırgan da bitmiş hemen diplerinde şöyle böreklere koymalık. … Okumaya devam et Sürpriz

Topak

Bu bir bok böceği. Az önce, topağın üzerine çıktı ve gökyüzünün bir resmini çekti. Güneşin konumuna baktı ve durduğu yeri tam koordinatları ile işaretledi. Sonra da dümdüz hiç durmadan gideceği yere doğru itti arka ayaklarıyla acele ile hazırladığı dışkı topağını. Evinin yolunu, topağının yerini, bulmak için geceleri ay’ın ve samanyolu’nun, gündüzleri de güneşin resimlerini çekmek ve sonra ilerledikçe gördüğünü zihnindeki o resimle karşılaştırmak suretiyle dosdoğru bir yol çizmek onun işi. Yönün değiştini (mesela topakla birlikte alınıp başka yere konduğunu) anlar anlamaz geri çıkıyor tepesine ve gökyüzüne bakıyor dans ederek üzerinde. Ve sonra mutlaka ama mutlaka aynı istikamete geri dönüyor. Asla … Okumaya devam et Topak

Yaz

Nisan ayının son günleriydi; arabadan inip araziye adım atar atmaz bildim bir şeylerin değiştiğini. Bugün o günlerdendi: Mevsim dönümü. Yerden yüzüme doğru yükselen taze ot kokusu ve birazcık da nem değildi artık, henüz belli belirsiz bir sıcaklıktı ve hem sırtımda hem toprakta ısı o günden sonra hızla artacaktı. Bastığım yerin yumuşaklığı değişmişti sanki. Yoksa otlar bugün biraz biraz sararmış mıydı? Toprak üstünde daha önce olmayan örümcek ağları peydah olmaya başlamıştı bir anda, bir kaç hafta sonra yağacak Mayıs yağmuruna kadar toprak kuru ve ağ ile kaplı kalacaktı. O gün sesi ve ışığı da değişmişti arazinin. Demek çok geçmeden menengiç ve … Okumaya devam et Yaz

Orman Evi

Arazinin ağaçlık tarafı benim olduğu kadar onun da cenneti. Biz öte tarafta çalışıyorken o yitip gidiyor ağaçların arasında. O kadar oraya ait ki; görseniz sanki orada doğdu da, orada büyüdü sanırsınız. Dostlarımızın çocukları geldi mi hemen gezdirir oradaki evini ama bu sefer bendim misafiri. Resimler sırasıyla mutfağı, ocağı, ağaç kabuğundan tabakları, sarı-yeşil yaprak soslu yumurtalı yemeği, salonu, balkonu ve yatak odası.         Minicik, yaramaz, bir de sevimli kaya cinleri ve ağaç cinleri ile paylaşıyor mutfağını. Bazen kaya cinleri evlerinin çatısı olan kaya yosunlarını boncuğun yemeklere katmasına kızıyor da saklıyor boncuğun tabaklarını oraya buraya. Üç gün önce yardım ettim tabaklar … Okumaya devam et Orman Evi

Nisan Yağmuru

Yağmuru çok başka buranın… İnsan kurumuş toprağa, yeşermiş binlerce çiçeğe can olacağını düşündükçe bir başka seviyor onu. Yağmurdan sonra yeşili başka yeşil oluyor mesela… Çiçekler sanki başka çiçek. Dere akmaya başlıyor, tohumlar patlıyor, susayan herşeye can geliyor. Döngüyü seziyor, yaşıyor, anlıyorsun. Yaşam, başka bir anlama bürünüyor. Sesler de değişiyor renkler kadar. Ve kokular… İnsanın yüzüne düşen her bir damlayı sevesi geliyor. Kokusunu boynuna saklayası.. Ve sonra hep yağmur kokası. #yagmurkokusu #araziguncem A post shared by Şule Seda Ay (@sulesedaay) on Apr 7, 2017 at 11:01am PDT Okumaya devam et Nisan Yağmuru

Büyütüyorum..

Daha önce hiç bakmadığım gibi bakıyorum herşeye. Belki çocukken… Hatırladığım birkaç anı var aklımda geçmişten, böyle küçücükleri merak edip, izlerken… Tanışma niyetiyle yakından bakınca, öyle çok ve güzel şey görüyorum ki. Nereye basacağımı bilemiyorum. Yemeye, toplamaya, basmaya kıyamaz oluyorum. Öylece kalakaldığım çok an oluyor, merak içinde ve coşkun bir neşeyle parmak ucumda dikiliyor ve yanaklarımı acıtana kadar gülümsüyorum. Sanki onları tanıyıp sevdikçe arazi daha çok evim oluyor. Daha doğrusu; ben buraya ait olmaya, buranın bir parçası olmaya başlıyorum. Kalbimin bu kadar büyük olduğunu bilmezdim. Sanırım gittikçe de büyütüyorum. Okumaya devam et Büyütüyorum..