Soru

Bir önceki postta beş yaşındaki kızımla aramızda geçen bir diyaloğu paylaşmıştım. Ölüm ve yaşam döngüsü üzerine yaptığımız bu sohbetle ilgili çokça soru geldi. Daha önce dünyanın ve insanın oluşumu (Anne ilk insanı kim yaptı? Anne evrende boşluktan bile önce ne vardı?), doğum, üreme gibi konularda paylaştığım sohbetlerimizle ilgili de sorular geliyordu. Bu biraz toplu yanıt gibi olsun o zaman.

Yazdığım yazılar konu ile ilgili derli toplu konuşmalarımız hakkında oluyor genelde, o yüzden bir defada çok fazla bilgi, açıklama varmış gibi görünüyor bunun farkındayım. Ama arka planda işler pek de öyle değil. Okumaya devam et Soru

Reklamlar

Mezar Başı

Küçük civcivlerden ikisi kapamış gözlerini bu sabah. Boncuk kızla alıp uyur gibi görünen bedenlerini küçücük çukurlara koyuverdik ve kapattık üstlerini toprakla. Neden diye sordu bana, en küçük ve zayıf olanlar öldü? “Ama anlat bana, gece masalı gibi anlat.” “Yaşam; evrende hep en sağlıklı ve güçlü formunda var olmak istiyor. Bu yaşamı, çeşitliliği korumanın bir yolu. Bu civ civlerin yaşam enerjisi ve bedeni tavuk olarak yaşamak için yeterince güçlü değildi. Eğer yaşasalardı zayıf ve hasta olacaklardı. Belki sonra zayıf ve hasta tavuklar doğuracaklardı. Bütündeki tavukların var oluş gücünü zayıflatacaklardı. O yüzden onlar şimdi başka şeylere dönüşecekler. İçine güç katacakları şeylere… Belki … Okumaya devam et Mezar Başı

Vatan

Şehirde büyüdüm ben. Mekanla kurduğum ilişki daha çok eşya üzerindendi, hayatla kurduğum ilişki ise gelecek. Bir yer ile bağ kurmak, oradan öğrenmek, beslenmek, yaşam döngüsünü izlemek ve yavaşça uyumlanmak yeni yeni deneyimlediğim şeyler. Daha önceki yaşantımda mekanla kurduğum ilişkiyi yine bu kelimlerle anlatabilirim ama böyle değil; çünkü anlamlarım aynı değil. Doğa ile ilişkim de olmamıştı pek. Ne olduysa son beş yılda oldu. Ne öğrendiysem, kime dönüştüysem işte bu kadar zamanda… Henüz iki yıl önce araziye attığım ilk adımla dokunmaya, hissetmeye, izlemeye başladım mesela. Ayakkabılarımı çıkardım ve tenimle toprağı karıştırdım. Yabani otları burada tanıdım ve topladım. İlk defa bağ kurduğum, mevsimlerini … Okumaya devam et Vatan

Topak

Bu bir bok böceği. Az önce, topağın üzerine çıktı ve gökyüzünün bir resmini çekti. Güneşin konumuna baktı ve durduğu yeri tam koordinatları ile işaretledi. Sonra da dümdüz hiç durmadan gideceği yere doğru itti arka ayaklarıyla acele ile hazırladığı dışkı topağını. Evinin yolunu, topağının yerini, bulmak için geceleri ay’ın ve samanyolu’nun, gündüzleri de güneşin resimlerini çekmek ve sonra ilerledikçe gördüğünü zihnindeki o resimle karşılaştırmak suretiyle dosdoğru bir yol çizmek onun işi. Yönün değiştini (mesela topakla birlikte alınıp başka yere konduğunu) anlar anlamaz geri çıkıyor tepesine ve gökyüzüne bakıyor dans ederek üzerinde. Ve sonra mutlaka ama mutlaka aynı istikamete geri dönüyor. Asla … Okumaya devam et Topak

Orman Evi

Arazinin ağaçlık tarafı benim olduğu kadar onun da cenneti. Biz öte tarafta çalışıyorken o yitip gidiyor ağaçların arasında. O kadar oraya ait ki; görseniz sanki orada doğdu da, orada büyüdü sanırsınız. Dostlarımızın çocukları geldi mi hemen gezdirir oradaki evini ama bu sefer bendim misafiri. Resimler sırasıyla mutfağı, ocağı, ağaç kabuğundan tabakları, sarı-yeşil yaprak soslu yumurtalı yemeği, salonu, balkonu ve yatak odası.         Minicik, yaramaz, bir de sevimli kaya cinleri ve ağaç cinleri ile paylaşıyor mutfağını. Bazen kaya cinleri evlerinin çatısı olan kaya yosunlarını boncuğun yemeklere katmasına kızıyor da saklıyor boncuğun tabaklarını oraya buraya. Üç gün önce yardım ettim tabaklar … Okumaya devam et Orman Evi

Gerçek Güç

Bizler kültürel beklentilerle çocukların dünyasının sürekli yeni fırsatlarla yeni ufuklara doğru genişlemesi gerektiğine inanıyoruz. Oysa ben çocuklarımı izlerken ebeveynleri olarak bizlerin, çocuklarımızın kendi dünyalarında kurdukları ilişkilerin değerini bilmediğini, hatta bu ilişkileri gözden kaçırıyor olabileceğimizi düşünüyorum. Belki de onlara sınırsız olanaklar … Okumaya devam et Gerçek Güç

Biz çok zenginiz!

Burası Aliağa’nın en işlek caddesinin kenarı ve o ağacın altı boncuğun devamlı uğradığı yuvası. Diğer canlılar ile bağlarının kuvvetlendiği hissedilir olduğundan beri şehirde yaşayan ne varsa tutunuyor ona. Bir yer belirliyor kendine yuva diye, bu ağacın altı gibi ve oraya gitmek istiyor her seferinde. Oynamak için şehir içinde yeşillerin peşinde koşuyoruz. Yol boyu her bir ağaca dokunuyor, kaldırım taşından fırlamış her bir ota eğiliyor, parmaklıklara tutunup bahçelere bakıyor canlıların cinsini, çiçeklerini, tomurcuklarını dinliyoruz. Tanıdık otları ve ağaçları sayıyor bir bir. Tahmin yürütüyor, benzerlik kuruyor. Ona sorsanız bütün yeşiller bizim… Bizim ağacımız, bizim yuvamız, bizim otlarımız… Öyle zenginiz ki; kaç apartman … Okumaya devam et Biz çok zenginiz!