İnsanı ve doğayı gözeterek büyümek

“Dünya insanlara ait değildir. İnsanlar dünyaya aittir. Bütün her şey, aileye bağlayan kan bağı gibi birbirine bağlıdır.*” diyor Vandana Shiva İnadına Canlı’da. Ve ben de “Biz bir ağacı büyütürken ona sevgimizi veriyoruz. O ağaç da dallarıyla yapraklarıyla enerjisini, sevgisini meyvesini … Okumaya devam et İnsanı ve doğayı gözeterek büyümek

Su

Geçtiğimiz Çarşambaların birinde yaptığımız ve iki haftada bir düzenli olmasına çalıştığımız Güney-Kuzey İzmir okulsuz buluşmasında gezmiştik “Su” sergisini Alsancak’ta. Sonrasında yağmur altında yürümüş ve kordonda ip atlamaca oynamışlardı çeşitli yaş gruplarından çocuklar. Bazısı da balık tutmayı öğreniyordu emekli amcalardan o sırada. Şimdi harıl harıl resim yapıyor. Hepsini adıyla imzalıyor. Baharda antik kentte veya arazide resim sergisi açmayı istediğini söyledi bize… Bazen bazı öğrenmeler, projeler, arzular çok spontan gelişiyor. Okumaya devam et Su

Nimet

Aigai (Aiolis) Antik Kenti Mekanın ve mekan enerjisinin insanları nasıl etkilediğini izliyorum bir süredir.Aliağa’dan araziye gittiğimde bana ne oluyor? Ormana, Aigai’ye ve AVM’ye? Çocukların hâli, oyunları nasıl değişiyor rekreasyon alanı bir parkla meşe ve delicelerle kaplı, dağlık ve sessiz bir antik kent arasında? Öyle sakin, öyle yumuşak, huzurlu bir örtü var ki arazimize oldukça yakın bu antik kentte. Ruhum dinginleşiyor, zihnim netleşiyor sessizliğinde. Sadece yaprak, böcek, kertenkele ve sürüngen hışırtısı ile kuş cıvıltısı yaşıyor burada sanki. Kasım güneşi yumuşacık vuruyor M.S. 17’de insanların üzerinde yürüdüğü taşlara. Arazide yuva yapmaca oynayan, ağaç cinlerine, kaya cinlerine uyutucu, şakacı iksirler hazırlayan, anne, baba, … Okumaya devam et Nimet

Soru

Bir önceki postta beş yaşındaki kızımla aramızda geçen bir diyaloğu paylaşmıştım. Ölüm ve yaşam döngüsü üzerine yaptığımız bu sohbetle ilgili çokça soru geldi. Daha önce dünyanın ve insanın oluşumu (Anne ilk insanı kim yaptı? Anne evrende boşluktan bile önce ne vardı?), doğum, üreme gibi konularda paylaştığım sohbetlerimizle ilgili de sorular geliyordu. Bu biraz toplu yanıt gibi olsun o zaman.

Yazdığım yazılar konu ile ilgili derli toplu konuşmalarımız hakkında oluyor genelde, o yüzden bir defada çok fazla bilgi, açıklama varmış gibi görünüyor bunun farkındayım. Ama arka planda işler pek de öyle değil. Okumaya devam et Soru

Mezar Başı

Küçük civcivlerden ikisi kapamış gözlerini bu sabah. Boncuk kızla alıp uyur gibi görünen bedenlerini küçücük çukurlara koyuverdik ve kapattık üstlerini toprakla. Neden diye sordu bana, en küçük ve zayıf olanlar öldü? “Ama anlat bana, gece masalı gibi anlat.” “Yaşam; evrende hep en sağlıklı ve güçlü formunda var olmak istiyor. Bu yaşamı, çeşitliliği korumanın bir yolu. Bu civ civlerin yaşam enerjisi ve bedeni tavuk olarak yaşamak için yeterince güçlü değildi. Eğer yaşasalardı zayıf ve hasta olacaklardı. Belki sonra zayıf ve hasta tavuklar doğuracaklardı. Bütündeki tavukların var oluş gücünü zayıflatacaklardı. O yüzden onlar şimdi başka şeylere dönüşecekler. İçine güç katacakları şeylere… Belki … Okumaya devam et Mezar Başı

Vatan

Şehirde büyüdüm ben. Mekanla kurduğum ilişki daha çok eşya üzerindendi, hayatla kurduğum ilişki ise gelecek. Bir yer ile bağ kurmak, oradan öğrenmek, beslenmek, yaşam döngüsünü izlemek ve yavaşça uyumlanmak yeni yeni deneyimlediğim şeyler. Daha önceki yaşantımda mekanla kurduğum ilişkiyi yine bu kelimlerle anlatabilirim ama böyle değil; çünkü anlamlarım aynı değil. Doğa ile ilişkim de olmamıştı pek. Ne olduysa son beş yılda oldu. Ne öğrendiysem, kime dönüştüysem işte bu kadar zamanda… Henüz iki yıl önce araziye attığım ilk adımla dokunmaya, hissetmeye, izlemeye başladım mesela. Ayakkabılarımı çıkardım ve tenimle toprağı karıştırdım. Yabani otları burada tanıdım ve topladım. İlk defa bağ kurduğum, mevsimlerini … Okumaya devam et Vatan

Topak

Bu bir bok böceği. Az önce, topağın üzerine çıktı ve gökyüzünün bir resmini çekti. Güneşin konumuna baktı ve durduğu yeri tam koordinatları ile işaretledi. Sonra da dümdüz hiç durmadan gideceği yere doğru itti arka ayaklarıyla acele ile hazırladığı dışkı topağını. Evinin yolunu, topağının yerini, bulmak için geceleri ay’ın ve samanyolu’nun, gündüzleri de güneşin resimlerini çekmek ve sonra ilerledikçe gördüğünü zihnindeki o resimle karşılaştırmak suretiyle dosdoğru bir yol çizmek onun işi. Yönün değiştini (mesela topakla birlikte alınıp başka yere konduğunu) anlar anlamaz geri çıkıyor tepesine ve gökyüzüne bakıyor dans ederek üzerinde. Ve sonra mutlaka ama mutlaka aynı istikamete geri dönüyor. Asla … Okumaya devam et Topak