Eşik

İnsan kıyamaz dokunmaya bir minnacık örümceğin ışıl ışıl parlayan sanatına ama ben kıydım kendi kalbimin üzerine bilmeden örmüş olduğum ağa. Parlayıp göz kamaştırsa da, beni sarıp sarmalasa, korusa ve hatta kendimi o sansam da.. Ellerimle kalbime dokundum bu yıl, geçmişe dönük hikayemi bırakıp kimliksiz kaldığımda. Bırakabilmeyi bilmiyordum aslında ya da mümkünlüğünü. Bu yüzden niyetim bu değildi perdeyi aralarken. Zamanıymış demek; beklemediğim bir anda gitti bütün hikayem. Soluksuz kaldım bir süre. Lohusalığımdan bile zordu. Bocaladım. Ama çok daha kısa sürdü uyanmam şimdiye kadar çektiğim bütün değişim sancılarından.  Öz’ümü gördüm ve ne için burada olduğumu bildim. Bundan gayri o olmaktan başka bir … Okumaya devam et Eşik

Geri Sayım

Aşağıdaki videoda göreceğiniz üzere kızçeler iyice kaynaştılar artık. Boncuk kızı görür görmez etrafını sarıyorlar. Kümesin kompost zeminini haftada bir (bir pazar günü ritüeli olarak 😋) kürüyor ve ikinci videodaki gibi tepecik yapıyoruz. Böylece havalanıyor. Sonra tavuklar eşenelene eşelene onu zemine geri seriyor. Sürekli gıda artığı, talaş, kağıt, saman ile beslenen kompost mis gibi toprak kokmaya devam ediyor. ❤️ Kümes içinde baya baya vakit geçirebiliyoruz yani. Bu defa kağıt olarak benim eski kartvizitlerim de atıldı kompostun içine. İşte şimdi gerçekten işe yaradılar bence. 😇 Arazide yenebilen bir çayır mantarı da bulduk yağmurlarla birlikte. Geriye yumurtayı kırıp yemesi kaldı. Evin duvarları yükseliyor ve … Okumaya devam et Geri Sayım

Anaçlık Hali

Annelik etmeyi ve beslemeyi temsil eder memeler diyor Louise Hay “Tüm Hastalıkların Zihinsel Nedenleri” adlı çalışmasında. Memelerdeki mastit, şişlik, ağrı ve kistleri ise “kendini beslemeyi reddetmek, herkesi kendi önüne geçirmek, aşırı annelik etmek, aşırı korumak ve herkese hükmetme tutumu” olarak yorumluyor. Geçmişime bakıp yorumun gerçekliğine şaşırıyorum. Göğüslerimdeki küçük oluşumları ve dokunduğumda hassasiyet veren ama anlatmakta zorlandığım tuhaf tıkanıklık enerjisini hissettiğimden beri problemin nedeni üzerine düşünüyorum. Ve yine o günlerden beri birbirine benzeyen rüyalar görüyorum. Anne sütü akıyor üzerimden, bütün çevremi sarıyor ama ben gittikçe küçülüyorum. Her yaşta görüyorum kendimi; çocukken, ergenken, anneyken, 50’li yaşlardayken… Ve sahip olduğum her seferinde daha büyük göğüsler … Okumaya devam et Anaçlık Hali

Yardım İste(ye)memek

Lise yıllığıma yazmış bir dostum benim için “sınıfımızın Güzin Ablası” diye. Liseden önce ve sonra da hep öyleydim evet ve hep merak ettim gazete köşelerinde her derde deva olmaya çalışan Güzin Abla’nın da derdini dinleyen var mıdır acaba diye. Benim vardı çok şükür. Gözde vardı. Özgün, Elif, Nazlı, Ece, Yasemin ve Emine… Ama her zaman dert dinleyip çare bulan olmanın zorlukları da oluyor bazı bazı. Eğer başkalarının sana yüklediği “daha olgun” etiketini kabul edersen mesela, bu etiket nedeniyle değerli olduğuna, çevrende kabul gördüğüne, onaylandığına inanıyorsan hatta, o vakit zorlaşıyor başkasından yardım istemek de. Derdini açıp olgunluktan, çocukluğa, “zayıflığa(!)”, “çaresizliğe” gerilemekten … Okumaya devam et Yardım İste(ye)memek

Şükran

Bu, mutfağımın penceresi… Kim bilir kaç defa hayal ettim kendimi burada. Önündeki lavaboda iş yaparken kaç kere baktım camdan, fıstığa tünemiş tavuklara, göletteki kazlara, yeşeren otlara ve bahçede oynayan çocuklara… Rüyamda kim bilir kaç kere düştü sabah güneşi bu pencereden bereketiyle tezgahıma. Doğru. O kadar çok aksilik çıktı ki bu sene neredeyse yitirmiştim umudumu. Ama yüksekliyor şimdi gövde, beliriyor çatısı yuvanın ve hatta seçiliyor evimiz yoldan; daha vadinin göründüğü ilk tepede. HTHayat’ta yeni yazı; hayal inşasında tıkanmak ve beklemek, beklemek, beklemek üzerine. Şükran Hayal kurmak ve bir hayale sahip olmak öyle iyi geliyor ki insana… Her gün uyanmak ve yeniden … Okumaya devam et Şükran

Bizim kızların evi

Üç kadın, bir çocuk, bir adam eli değdi bu kümese ve tam beş günde bitti (daha sonra yaptığımız işleri; iç duvarları kireçle boyama, yağmurda su almasını önlemek için çatıyı kaplama ve folluk kapaklarının takılması vb saymazsak tabi 🙄). Bizim buralarda bolca bulunan gelincikler içeri giremesin diye her delik kapandı güzelce. Daha evimiz bitmeden kümesi dikmiş olduk. Tavuklardan önce içine bi yatak de serip orada kalmayı düşünmedik değil. 😂 Evimizden çıkan bütün organik atıklar, hatta pazardan topladığımız çuval çuval meyve sebze atığı ile anlaştığımız restoranların organik atıkları ve buğday, arpa, darı ile besleniyor tavuklar. Zemini kompost ile kaplı. Organik atık, kağıt ve … Okumaya devam et Bizim kızların evi

Ek Gıdaya Geçiş: Savaşarak mı Keyifle mi?

Geçen hafta çocuğun gıda ile ilişkisini anlatan bir yazı paylaşmıştım bu hafta da bizim sürecimizin detaylarını anlatmak istiyorum. Boncuk kız 6 aylık olunca rutin kontrol ve ek gıdaya geçiş için doktora gitmiştik, o da kısa bir muayeneden sonra bizi beslenme uzmanına yönlendirmişti. Bu beni oldukça sevindirmişti zira sorularım vardı; okumuş, hatmetmiş ve hazırlanmıştım. Uzmanın kafasında net bir reçete olduğundan pek esnek değildi ve sorularımla ilgilenmedi. “Anne sütüne rağmen iyi kilo almış”, beni oldukça şaşırtan söylemlerinden biriydi. Bize kızımın hangi gün, hangi saatte, ne kadar, hangi besinden yemesi gerektiğine dair bir program verdi ve bir ay sonra yeniden görüşmek istediğini söyledi. … Okumaya devam et Ek Gıdaya Geçiş: Savaşarak mı Keyifle mi?

Dolmak

Bu sabah tren istasyonunun merdivenlerini çıkarken fark ettim onu. Düşüncelerimden sıyırdı ışığı birden beni. Duvara düşüşünü gördüm ilkin. Sonra yüzüme vurdu altın sarısı rengi. Uyanan şehri gördüm. Şehrin pusu içinde daha bir büyülüydü güneşin rengi. Ve her şey, bu şehir, fabrika bacaları bile yüklediğim anlamlardan ari ve güzeldi. Çok güzeldi. Gözümü kapattım. Isındım. Yalnız dışımdan değil; içimle de… Kaygılarım silindi. Dingin bir hal geldi üzerime. Gülümsedim. İçimde yeşeren sevgiyi hissettim. Karnımda, karnımın tam ortasında bir yerin canlandığını ve güneşi içine aldığını bir an. Sıcaklığı bedenimdeki yaşam enerjisini besledi ve ben de izin verdim beslemeye kendimi… Kimse yoktu sanki durakta. Sadece … Okumaya devam et Dolmak

Çocuk ve Gıda İlişkisi

Boncuk kız üç gündür melisa da melisa diye tutturuyor. Sabah ve akşam melisa çayı içiyor. Hatta yetmiyor demlenmiş yaprakları da yiyor. Arada oluyor böyle. Bir anda bir şeyi çok isteyip, günlerce belli şeyi yiyip içebiliyor; kara lahana çorbası, limon, mandalina, sütlü muhallebi, donmuş meyve, ıhlamur çayı, polen, bal, peynir, balık vb… Dönem dönem protein, kalsiyum, mineral/vitamin veya karbonhidrat ağırlıklı besleniyor. Sonra geldiği gibi hızla kesiliyor bu arzu ve avuç avuç yediği şeyin adından bile bahsetmemeye başlıyor. Gıda ile ilişkisi hep ihtiyaçlarına göre; sanırım bizim buna alan açmamız, onu belli şeyleri yemeye zorlamamamız da bir miktar etkiliyor kurduğu ilişkiyi. Kızıma baktıkça … Okumaya devam et Çocuk ve Gıda İlişkisi

İnsanı ve doğayı gözeterek büyümek

“Dünya insanlara ait değildir. İnsanlar dünyaya aittir. Bütün her şey, aileye bağlayan kan bağı gibi birbirine bağlıdır.*” diyor Vandana Shiva İnadına Canlı’da. Ve ben de “Biz bir ağacı büyütürken ona sevgimizi veriyoruz. O ağaç da dallarıyla yapraklarıyla enerjisini, sevgisini meyvesini … Okumaya devam et İnsanı ve doğayı gözeterek büyümek