Harita

Bazı insanlar vardır hani bilirsiniz. Işık saçarlar. Üzerlerine gölge eden inançlarını yıkmış ve izin vermişlerdir kendilerine parlamak için; içlerinde olanı ortaya koyabilmek için. Haberlere baktığımızda içimizi acıtan, içimize korku salan ne varsa elini taşın altına koyan, ipin bir ucundan tutanlardır onlar. Siz savaştan korkarsınız, onlar insanlardan çemberler, zincirler yaparlar ormanlarda. Birbirini hiç tanımayan insanların sarılmasına vesile olurlar. Duyulmayanın duyulmasına, görülmeyenin görülmesine, anlatılamayanın anlatılmasına ya da… Kimisi sadece yazıyordur ama öyle güzel anlatıyordur ki Aşk’ı. Aşık olursunuz o an. Onun sözcüklerini taşırsınız artık yanınızda. Siz küresel ısınmadan korkuyorsunuzdur; onlar toprağı onarmak için yola çıkmışlardır çoktan. Çoban olmuşlardır meralarda, ince düşünülmüş bir … Okumaya devam et Harita

Güç

Bu resimde üzerimdeki polar 17 yıllık. Eşofman altım ise 13. Genelde aynı şeyleri giyiyorum. İçimdeki siyah önü işlemeli t-shirtü beni tanıyan herkes bilir. İşlemesinin bir yeri dağılmış olduğu halde en sevdiğim, en rahat ettiğimdir. Diğer resimdeki tshirtler ise lise yıllarından kalma. Tam kıyafetlerim harbiden dökülmeye başladığında yetiştiler imdada. Annem eskiyen yerleri kesmiş ve yepyeni hale getirmiş 🙏❤️ Son beş yıldır kıyafet alışverişi yapmıyorum, rengi solmuş ya da eprimiş şeyler giymekle ilgili de bir sosyal kaygı beslemiyorum. Bunun nedeni sadece kaygısız, özgüvenli, dertlerini halletmiş olmak değil. Hatta bu sıfatların bazılarından pek emin bile değilim. Ama sosyal kaygı duymuyorum evet. Bana laf … Okumaya devam et Güç

Dünya’nın merkezi

Boncuk kızı almak için geldim Yalova’ya bu sabah. Önce bahçeden beslendim ve sonra hemen attım kendimi ormana; Erikli Yaylası’na. Davet edilmiştim zira orman tarafınca. Annemle ve boncukla topraklanma, ferahlama ve ormanın sessizliğinde yıkanma günü oldu bize. Kimsecikler yoktu orman ahalisi ve bizden başka bugün dağlarda. Bir anne gürgenin dalları altında açtık kendimizi göklere ve köklendik ağaçlar gibi derine, toprağın çok çok altına… İçimizde bize ait veya değil ne kadar negatif yük varsa Dünya’nın merkezine, herşeyin yıkanıp yunduğu çekirdeğine gitti. Sonra tertemiz ve saf yaşam enerjisi olarak ormanlara, kırlara döner belki. İşte bunlar da boncuk gözlü orman yengeçleri. Ve orman hasadı: Okumaya devam et Dünya’nın merkezi

Geçici

İş değiştirip İzmir’e geldiğimizde Aliağa’daki eve “geçici” olarak taşınmıştık. Aklımızda bir an önce bir arazi bulup, üzerine bir yuva kondurmak vardı. Bazı kolileri hiç açmadım, hepsini ebeveyn tuvaletine tıkıştırdım. Bir yere geçici niyetiyle gelmek orayla ilişki kurmanı basbaya etkiliyormuş. Hep bi’ “hadi gidelim” hali vardı üzerimde. Hani derler ya; bir ayağı eşikte… Hayale koşmanın heyecanı içinde sabırsızdım, kök salamadım; daha doğrusu salmadım. Evin tek sevdiğim yanı ön cephesi boyunca uzanan, teras denebilecek kadar uzun ve büyük balkonu ile oldukça ferah mutfağıydı. Haa! Bir de kızımın renk renk boyadığı duvarları ile penceremdeki deniz manzarası. Bugün bu büyük balkonun varlığına bir kez … Okumaya devam et Geçici

Mezar Başı

Küçük civcivlerden ikisi kapamış gözlerini bu sabah. Boncuk kızla alıp uyur gibi görünen bedenlerini küçücük çukurlara koyuverdik ve kapattık üstlerini toprakla. Neden diye sordu bana, en küçük ve zayıf olanlar öldü? “Ama anlat bana, gece masalı gibi anlat.” “Yaşam; evrende hep en sağlıklı ve güçlü formunda var olmak istiyor. Bu yaşamı, çeşitliliği korumanın bir yolu. Bu civ civlerin yaşam enerjisi ve bedeni tavuk olarak yaşamak için yeterince güçlü değildi. Eğer yaşasalardı zayıf ve hasta olacaklardı. Belki sonra zayıf ve hasta tavuklar doğuracaklardı. Bütündeki tavukların var oluş gücünü zayıflatacaklardı. O yüzden onlar şimdi başka şeylere dönüşecekler. İçine güç katacakları şeylere… Belki … Okumaya devam et Mezar Başı

Yeni Dostlar ve Solucan Gübresi

Son zamanlarda ev hareketli. Birkaç haftadır bizimle olan yeni dostlarımız var. Birinin adı Tipi; bir kar fırtınası gibi. Diğerleri ise kırmızı kalifornia solucanları; kendileri evimizin toprak inşa edicileri. Gerçi civcivler de çıktı yumurtadan artık kaç kişi olduğumuzu sayamıyorum! Soldaki bizim. Sağdaki bir süre bizimle kaldı ve yeni sahibine gitti. İkisi de akbaş cinsi. Öyle güzeller ki. Balkonda mutlu değil tabi Tipi ne kadar büyük bir balkon olsa da. Araziye taşınmayı en az bizim kadar çok istiyor. Şimdiye kadar gördüğüm hiç bir köpeğe benzemiyor. Anlamlı ve derin bakışları var. İnsan yalnız sevgi değil büyük bir şefkat duyuyor göz göze geldiğinde ona. … Okumaya devam et Yeni Dostlar ve Solucan Gübresi

Yok

Geçenlerde bir dost sohbetinde gelmişti konu yok’a: “Hayal kurmak, alternatif yollar açmak, yeni’yi inşa etmek ve yaşamak güzel de… İleride bir gün çocuklarınız ben şunu yapmak, şuraya gitmek, şunu almak istiyorum dediğinde ve koşullarınız buna yetmediğinde ne yapacaksınız?” demişti biri. Gülümsemiş ve “evet” demiştim. “Çocuklarımızın istekleri olabilir. Sahip olduğumuz takas gücü hayallerini gerçekleştirmek için ihtiyaç duydukları şeyleri karşılamayabilir. Şimdi de oluyor ufak tefek şeylerde ama söylesenize gelecekte ne olacağını kim bilebilir? Gelecekteki sonsuz ihtimaller için bugün çocuğumla geçireceğim vakitten, onunla birlikte öğreneceklerimden, hayallerimizden, mutluluğumuzdan çalmak istemiyorum ben. İhtimalleri hesaplayabileceğimi düşünmüyorum da esasen. Her şeyi öngörmeye çalışıp, hazırlanmak, bütün zamanımı geleceği … Okumaya devam et Yok