EV

On bir gün boyunca dışarıdaydım. Kafamı ne zaman kaldırsam ağaç, yaprak ve süzülen ışık… Geceleri işte şu açıklıktan yüzüme ay değiyordu ve sonra yavaşça batıyor ve yerini baktıkça çoğalan yıldızlara bırakıyordu. Su sesiyle uyudum her gece gülümseyerek ve sabah cırcırlara uyandım. Terlediğimde ormanın içindeki derede serinledim, çocuğumu o suyla yıkadım. Suyundan içtim ve sarmaşık dallarından filiz topladım; beslendim. Akşam karanlığında toplaştık, uzun muhabbetler ettik. Ve ağırladık uğrayan dostları. Bütün bu yolculuk aynı zamanda umuttu da bana; benzer hayalleri olan insanlarla aynı yerde olmak on gün boyunca… Korkulardan, umuttan, yeşertmekten, hayallerden konuşmak yalnızlığımızı, yükümüzü aldı gitti. Hafifledik. Bu ormanda bir şey vardı… … Okumaya devam et EV

Güzel Şeyler

Kamptan eve dönüşümüz muhteşem ve neşeli oldu🐾🐨 Bu oyunlar ücretsiz Orman Kaşifleri projesiyle 4 yılda 20bin çocuğa ulaşmış, onlarla keşif yapmış, birlikte öğrenmiş şahane bir ekibin kendi üretimleri. Takip ettiğim kadarıyla sevgili @dreamsindaydream ve @usturlabatolyeöyle çok çalıştılar, emek harcadılar ki iki yıldır, ne desem eksik kalır. Ekosistem bir besin zinciri oyunu ve bize çocukken bıkmadan oynadığımız “eşek!!” oyununun keyfini yaşatıyor. Arada puanı kaldırıp direkt eşek oynuyoruz. Tabiatın izinde ise bir sokak/doğa/piknik/orman😍 oyunu. Bize gelenlerle oynamak için sabırsızlanıyoruz. Böyle işler yapan güzel insanlar, iyi ki varlar ❤️❤️ #guzelseyler Okumaya devam et Güzel Şeyler

Şiir

“Bir çocuk vardı, her gün evden çıkar, Ve ilk gördüğü şey neyse ona dönüşürdü. O şey onun parçası olurdu; gün boyunca ya da günün bir kısmında, Ya da yıllarca ya da uzun yıl döngüleri boyunca. Baharın ilk leylakları parçası oldu bu çocuğun, Ve çimenler ve beyaz ve kırmızı sabah sefaları ve beyaz ve kırmızı yonca, Ve sinek kapan kuşunun şarkısı, Ve üçüncü ayın kuzuları ve domuzun pembe minik yavruları, Ve kısrağın tayı ve ineğin buzağısı …” Walt Whitman Okumaya devam et Şiir

Ses

“Az önce ben de gerildim çünkü kafam almadı bütün sesleri birden. Hem gürültü, hem ağlama sesi hem de kafamın içinin sesi… Böyle zamanlarda sakince odaklanabilmek ve birbirimizin ihtiyaçlarını duyabilmek için ne yapabilirim diye düşünüyorum…” “E anne sadece bir sesi seçseydin?” “Nasıl anlayamadım?” “O kadar ses içinde birini seçip onu duysaydın.” “Sen öyle mi yapıyorsun?” “Evet. Çok gürültülü olunca bir tek sesi seçip onu dinliyorum, ötekilerini duymuyorum.” “Hımm. Bu iyi bir fikirmiş. Gerçekten iyi.” Okumaya devam et Ses

Orman günlüğü

Karlı kayın ormanında… 7 Mayıs ’17 Kuzuyayla/Kocaeli Duydum. Tam şu kayanın oradan konuşuyordu. Zülüfleri dökülmüştü yüzüne. Başının üstünden bir ağaç göğe yükseliyor ve çenesinin altından incecik kaynak suyu akıyordu. Gökteki ve yerdeki bütün hikayeyi suya üflüyordu. #ormanınyüzü Mayıs ’17 Yalova/Gökçedere Orman Gülü – Yalova Termal Biri dört biri de beş yapraklı yonca. 😍 Orman yolunda çıktı karşımıza. Yalova/Gökçedere Bütün yolları, eski patikaları kapatmış orman; çığ ile inmiş tonlarca kaya dağın tepesinden aşağıya. İlerleyemedik derinlere. Dağın bizden sakladığı neydi ki acaba? Yalova/Gökçedere Azık Yalova/Gökçedere Su teresi. Ormandayken hem içilebilir su işaretçim hem de azığım. Az ileride de yarpuz var… Ooh! Mis.. Şükür. … Okumaya devam et Orman günlüğü

Orman Evi

Arazinin ağaçlık tarafı benim olduğu kadar onun da cenneti. Biz öte tarafta çalışıyorken o yitip gidiyor ağaçların arasında. O kadar oraya ait ki; görseniz sanki orada doğdu da, orada büyüdü sanırsınız. Dostlarımızın çocukları geldi mi hemen gezdirir oradaki evini ama bu sefer bendim misafiri. Resimler sırasıyla mutfağı, ocağı, ağaç kabuğundan tabakları, sarı-yeşil yaprak soslu yumurtalı yemeği, salonu, balkonu ve yatak odası.         Minicik, yaramaz, bir de sevimli kaya cinleri ve ağaç cinleri ile paylaşıyor mutfağını. Bazen kaya cinleri evlerinin çatısı olan kaya yosunlarını boncuğun yemeklere katmasına kızıyor da saklıyor boncuğun tabaklarını oraya buraya. Üç gün önce yardım ettim tabaklar … Okumaya devam et Orman Evi

Biz çok zenginiz!

Burası Aliağa’nın en işlek caddesinin kenarı ve o ağacın altı boncuğun devamlı uğradığı yuvası. Diğer canlılar ile bağlarının kuvvetlendiği hissedilir olduğundan beri şehirde yaşayan ne varsa tutunuyor ona. Bir yer belirliyor kendine yuva diye, bu ağacın altı gibi ve oraya gitmek istiyor her seferinde. Oynamak için şehir içinde yeşillerin peşinde koşuyoruz. Yol boyu her bir ağaca dokunuyor, kaldırım taşından fırlamış her bir ota eğiliyor, parmaklıklara tutunup bahçelere bakıyor canlıların cinsini, çiçeklerini, tomurcuklarını dinliyoruz. Tanıdık otları ve ağaçları sayıyor bir bir. Tahmin yürütüyor, benzerlik kuruyor. Ona sorsanız bütün yeşiller bizim… Bizim ağacımız, bizim yuvamız, bizim otlarımız… Öyle zenginiz ki; kaç apartman … Okumaya devam et Biz çok zenginiz!