Su

Geçtiğimiz Çarşambaların birinde yaptığımız ve iki haftada bir düzenli olmasına çalıştığımız Güney-Kuzey İzmir okulsuz buluşmasında gezmiştik “Su” sergisini Alsancak’ta. Sonrasında yağmur altında yürümüş ve kordonda ip atlamaca oynamışlardı çeşitli yaş gruplarından çocuklar. Bazısı da balık tutmayı öğreniyordu emekli amcalardan o sırada. Şimdi harıl harıl resim yapıyor. Hepsini adıyla imzalıyor. Baharda antik kentte veya arazide resim sergisi açmayı istediğini söyledi bize… Bazen bazı öğrenmeler, projeler, arzular çok spontan gelişiyor. Reklamlar Okumaya devam et Su

Nimet

Aigai (Aiolis) Antik Kenti Mekanın ve mekan enerjisinin insanları nasıl etkilediğini izliyorum bir süredir.Aliağa’dan araziye gittiğimde bana ne oluyor? Ormana, Aigai’ye ve AVM’ye? Çocukların hâli, oyunları nasıl değişiyor rekreasyon alanı bir parkla meşe ve delicelerle kaplı, dağlık ve sessiz bir antik kent arasında? Öyle sakin, öyle yumuşak, huzurlu bir örtü var ki arazimize oldukça yakın bu antik kentte. Ruhum dinginleşiyor, zihnim netleşiyor sessizliğinde. Sadece yaprak, böcek, kertenkele ve sürüngen hışırtısı ile kuş cıvıltısı yaşıyor burada sanki. Kasım güneşi yumuşacık vuruyor M.S. 17’de insanların üzerinde yürüdüğü taşlara. Arazide yuva yapmaca oynayan, ağaç cinlerine, kaya cinlerine uyutucu, şakacı iksirler hazırlayan, anne, baba, … Okumaya devam et Nimet

Kaçak Yapı

Arazimize gelen minnakların burayı çok sevdiği ve geldiklerinde kalabilmek için boncuk kızın çalı yatağının yanına elleriyle yuva inşa ettikleri doğrudur. Neyseki kaçak yapıyı zamanında tespit ettik ve gereğini yaptık 😎 #kaçakyapılaşma #kuşyuvası#boncukoyunları #aşırıneşe Araziden günün hasadı;  Soğuk algınlığına çay olsun diye biraz kuşburnu, Orada hemen yemelik badem sakızı. Bir kavanozluk delice zeytin, böbreklere şifa çaltı, rahim için ise hayıt tohumu… Fıstıklarla meşe pelitlerini sincaplar silip süpürdü ama ağaç altı muhabbeti için çıtır çıtır menengiçler hâlâ bizim ❤️ Resimleri olmasa da bugün güneşin sofrasında avuç avuç ahlat ve alıç da vardı. Ha unutmadan bir de sonbahar dalları… Okumaya devam et Kaçak Yapı

Çocuklar için Kitap ve Film Seçimi

Geçtiğimiz haftalarda yazdığım ‘Kızımla izlediklerimiz‘ adlı yazıda kızımla izlediğimiz video ve filmlerden bahsetmiştim. Daha önce ‘Aşırı Sıkıcı Çocuk Kitapları‘ başlıklı yazımda da mevcut çocuk kitaplarının konuları ve hatta mesajını onarıcı bulduklarımızın bile rahatsız edici tarafları hakkında fikirlerimi yazmıştım. Bu sefer de bu seçimlerimizi yaparken önemsediğim kıstaslardan bahsetmek istiyorum. Kızım hikayeleri çok seviyor. Okuduğum hikayenin içine girmeyi, karakterleri yaşamına, oyunlarına katmayı, ondan esinlenip kendi masallarını yazmayı… Dolayısı ile okuduklarımız ve izlediklerimiz onun dünyasına dönüşüyor. Piyasada çocuklar için yazılmış kitaplardan, onlar için hazırlanmış animasyonlardan geçilmiyor ama kaliteli yayın bulmak gerçekten çok zor. Hele ki insana, çocuğa bakış açınız farklı ise o vakit iş … Okumaya devam et Çocuklar için Kitap ve Film Seçimi

Kızımla İzlediklerimiz

Evimizde televizyon yok. Dört buçuk yıl oldu izlemediğimiz için satalı şehirlerarası bir taşınma öncesi. İzlemek istediğimiz bir şey olursa internet üzerinden hallediyoruz. Reklamlardan kaçmak zor tabi ama bas bas bağırmıyor yine de tepemizde, kısmi bir özgürlük alanı açabiliyoruz kendimize. Seçebiliyoruz ve abuk sabuk mesajlara maruz kalmıyoruz. Dolayısı ile ekran olmadan geldi bizim üç buçuk, dört yaşa kadar. Sonrasında ise sorduğu bazı sorulara, kitaplarda, o konuyu bilen insanlarda, ormanda ya da sokakta cevap aradığımız gibi internette de aradık beraber. Onunla beraber izlemeden önce biz izledik, reklamlardan korunmak için videoyu bilgisayara indirdik, varsa uygun olmayan bir bölüm, mesaj o kısmı kestik vs. … Okumaya devam et Kızımla İzlediklerimiz

Hatıra

Bir koy var buralarda sık sık denizine girdiğim. Suyu serin, arkası orman ve sakin… Taşlık bir kumsalı var ayağın basınca incinmediğin. (Bknz. #sedanınküçükgizlikoyu) Hepsi düz, yassı ve ince olan büyüklü küçüklü renk renk taşlarını görünce, deniz bunları başka okşamış olmalı diye düşünmüştüm ilk. Bir başka sevmiş olmalı şimdi yap-boz parçası gibi dağılmış, küçülmüş, yontulmuş bu kayaları. Kaya diyorum çünkü dikkatle bakınca bulabiliyorum bir zamanlar bir bütün olan parçaları. Desenleri, renkleri aynı… Çocuk olsam tam sektirmelik bunlar derdim ve hiç durmadan denize geri gönderirdim ama şimdi okşamaktan kıyamıyorum oyun için bile. Görseniz öyle parlak, yumuşacık dokunuşlu ve pürüzsüzler ki… (bknz. #sedanınkoyundakitaşlar … Okumaya devam et Hatıra

Gizem

Akşam sefası tohumu topluyor gördüğü her yerde. Bu mevsimde çantaların içi, ceplerimiz, hatta küçük gözler ve çekmeceler hep akşam onlarla dolu. Dolduruyor da dolduruyor. Kendininkiler yetmiyor da sıra benimkilere geliyor. Sonra gördüğü ilk boş toprağa atıyor hepsini. Apartman bahçeleri, boş araziler, kaldırım kenarları… Seneye, aynı bu kaldırımı kapattığı arsızlıkla saracak oraları. Öyle çok muzur bir çocuk sayılmazdım ben. En büyük arsızlığımdı saçmak akşam sefası tohumlarını. Ot bitmemiş her boşluğa atardım gizlice küçücük toplarını. Avuç avuç. Sonra da mevsimlerden bilem uzun muzurluğumun içinden kıs kıs gülerdim bahçelere her bakışımda. Gelecek yaz buraları basacak renk cümbüşünü ve güllerinin etrafını kaplayacak, bahçe çimlerinden … Okumaya devam et Gizem

Soru

Bir önceki postta beş yaşındaki kızımla aramızda geçen bir diyaloğu paylaşmıştım. Ölüm ve yaşam döngüsü üzerine yaptığımız bu sohbetle ilgili çokça soru geldi. Daha önce dünyanın ve insanın oluşumu (Anne ilk insanı kim yaptı? Anne evrende boşluktan bile önce ne vardı?), doğum, üreme gibi konularda paylaştığım sohbetlerimizle ilgili de sorular geliyordu. Bu biraz toplu yanıt gibi olsun o zaman.

Yazdığım yazılar konu ile ilgili derli toplu konuşmalarımız hakkında oluyor genelde, o yüzden bir defada çok fazla bilgi, açıklama varmış gibi görünüyor bunun farkındayım. Ama arka planda işler pek de öyle değil. Okumaya devam et Soru

EV

On bir gün boyunca dışarıdaydım. Kafamı ne zaman kaldırsam ağaç, yaprak ve süzülen ışık… Geceleri işte şu açıklıktan yüzüme ay değiyordu ve sonra yavaşça batıyor ve yerini baktıkça çoğalan yıldızlara bırakıyordu. Su sesiyle uyudum her gece gülümseyerek ve sabah cırcırlara uyandım. Terlediğimde ormanın içindeki derede serinledim, çocuğumu o suyla yıkadım. Suyundan içtim ve sarmaşık dallarından filiz topladım; beslendim. Akşam karanlığında toplaştık, uzun muhabbetler ettik. Ve ağırladık uğrayan dostları. Bütün bu yolculuk aynı zamanda umuttu da bana; benzer hayalleri olan insanlarla aynı yerde olmak on gün boyunca… Korkulardan, umuttan, yeşertmekten, hayallerden konuşmak yalnızlığımızı, yükümüzü aldı gitti. Hafifledik. Bu ormanda bir şey vardı… … Okumaya devam et EV