Geçici

İş değiştirip İzmir’e geldiğimizde Aliağa’daki eve “geçici” olarak taşınmıştık. Aklımızda bir an önce bir arazi bulup, üzerine bir yuva kondurmak vardı. Bazı kolileri hiç açmadım, hepsini ebeveyn tuvaletine tıkıştırdım.

Bir yere geçici niyetiyle gelmek orayla ilişki kurmanı basbaya etkiliyormuş. Hep bi’ “hadi gidelim” hali vardı üzerimde. Hani derler ya; bir ayağı eşikte… Hayale koşmanın heyecanı içinde sabırsızdım, kök salamadım; daha doğrusu salmadım.

Evin tek sevdiğim yanı ön cephesi boyunca uzanan, teras denebilecek kadar uzun ve büyük balkonu ile oldukça ferah mutfağıydı. Haa! Bir de kızımın renk renk boyadığı duvarları ile penceremdeki deniz manzarası.

Bugün bu büyük balkonun varlığına bir kez daha şükür ❤️ Balkonu üç bölmeye ayırdığımız halde Tipi’nin oynaması, koşması için koca bir alanı var. Rahat, serin ve gölge bir yatağı…
Bir köşede güneş alan bir bostan, öbür köşede kompost alanı var.
Civcivler için de geçici, havadar ve oldukça büyük bir kümes yaptık artık tohuma durmuş bostanın yanına dün. Bir oraya bir buraya koşturuyorlar o tarafta.

İş değiştirip İzmir'e geldiğimizde Aliağa'daki eve "geçici" olarak taşınmıştık. Aklımızda bir an önce bir arazi bulup, üzerine bir yuva kondurmak vardı. Bazı kolileri hiç açmadım, hepsini ebeveyn tuvaletine tıkıştırdım. Bir yere geçici niyetiyle gelmek orayla ilişki kurmanı basbaya etkiliyormuş. Eve bir türlü ısınamadım. Hep bi' "hadi gidelim" hali vardı üzerimde. Ve üç buçuk yılın sonunda hâlâ öyle. Evin en sevdiğim yanı ön cephesi boyunca uzanan, teras denebilecek kadar uzun ve büyük balkonu ile bir tasarım hatası olduğunu düşündüğüm küçücük salonu kullanmama gerek bırakmayacak kadar kocaman olan mutfağıydı. Haa! Bir de kızımın renk renk boyadığı duvarları ile penceremdeki deniz manzarası. (Yazıyı yazarken bir tuhaf oldum, yoksa sevdim mi burayı ben fark etmeden?🙈😍🤔) Bugün bu büyük balkonun varlığına bir kez daha şükür ❤️ Balkonu üç bölmeye ayırdığımız halde Tipi'nin oynaması, koşması için koca bir alanı var. Rahat, serin ve gölge bir yatağı... Bir köşede güneş alan bir bostan, öbür köşede kompost alanı var.  Civcivler için de geçici, havadar ve oldukça büyük bir kümes yaptık artık tohuma durmuş bostanın yanına dün. Bir oraya bir buraya koşturuyorlar o tarafta. Kısa bir süre daha idare edeceğiz artık, ne de olsa araziye geçmeye az kaldı. Hayvanlarımız için "geçici" diye bir kavram yok, her şey "şimdi" de. Belki ben de öyle niyet etseydim sevebilirdim bu evi de.

İş değiştirip İzmir'e geldiğimizde Aliağa'daki eve "geçici" olarak taşınmıştık. Aklımızda bir an önce bir arazi bulup, üzerine bir yuva kondurmak vardı. Bazı kolileri hiç açmadım, hepsini ebeveyn tuvaletine tıkıştırdım. Bir yere geçici niyetiyle gelmek orayla ilişki kurmanı basbaya etkiliyormuş. Eve bir türlü ısınamadım. Hep bi' "hadi gidelim" hali vardı üzerimde. Ve üç buçuk yılın sonunda hâlâ öyle. Evin en sevdiğim yanı ön cephesi boyunca uzanan, teras denebilecek kadar uzun ve büyük balkonu ile bir tasarım hatası olduğunu düşündüğüm küçücük salonu kullanmama gerek bırakmayacak kadar kocaman olan mutfağıydı. Haa! Bir de kızımın renk renk boyadığı duvarları ile penceremdeki deniz manzarası. (Yazıyı yazarken bir tuhaf oldum, yoksa sevdim mi burayı ben fark etmeden?🙈😍🤔) Bugün bu büyük balkonun varlığına bir kez daha şükür ❤️ Balkonu üç bölmeye ayırdığımız halde Tipi'nin oynaması, koşması için koca bir alanı var. Rahat, serin ve gölge bir yatağı... Bir köşede güneş alan bir bostan, öbür köşede kompost alanı var.  Civcivler için de geçici, havadar ve oldukça büyük bir kümes yaptık artık tohuma durmuş bostanın yanına dün. Bir oraya bir buraya koşturuyorlar o tarafta. Kısa bir süre daha idare edeceğiz artık, ne de olsa araziye geçmeye az kaldı. Hayvanlarımız için "geçici" diye bir kavram yok, her şey "şimdi" de. Belki ben de öyle niyet etseydim sevebilirdim bu evi de.

Kısa bir süre daha idare edeceğiz artık, ne de olsa araziye geçmeye az kaldı. Hayvanlarımız için “geçici” diye bir kavram yok, her şey “şimdi” de. Belki ben de öyle niyet etseydim başka olurdu ilişkim bu evle.

İş değiştirip İzmir'e geldiğimizde Aliağa'daki eve "geçici" olarak taşınmıştık. Aklımızda bir an önce bir arazi bulup, üzerine bir yuva kondurmak vardı. Bazı kolileri hiç açmadım, hepsini ebeveyn tuvaletine tıkıştırdım. Bir yere geçici niyetiyle gelmek orayla ilişki kurmanı basbaya etkiliyormuş. Eve bir türlü ısınamadım. Hep bi' "hadi gidelim" hali vardı üzerimde. Ve üç buçuk yılın sonunda hâlâ öyle. Evin en sevdiğim yanı ön cephesi boyunca uzanan, teras denebilecek kadar uzun ve büyük balkonu ile bir tasarım hatası olduğunu düşündüğüm küçücük salonu kullanmama gerek bırakmayacak kadar kocaman olan mutfağıydı. Haa! Bir de kızımın renk renk boyadığı duvarları ile penceremdeki deniz manzarası. (Yazıyı yazarken bir tuhaf oldum, yoksa sevdim mi burayı ben fark etmeden?🙈😍🤔) Bugün bu büyük balkonun varlığına bir kez daha şükür ❤️ Balkonu üç bölmeye ayırdığımız halde Tipi'nin oynaması, koşması için koca bir alanı var. Rahat, serin ve gölge bir yatağı... Bir köşede güneş alan bir bostan, öbür köşede kompost alanı var.  Civcivler için de geçici, havadar ve oldukça büyük bir kümes yaptık artık tohuma durmuş bostanın yanına dün. Bir oraya bir buraya koşturuyorlar o tarafta. Kısa bir süre daha idare edeceğiz artık, ne de olsa araziye geçmeye az kaldı. Hayvanlarımız için "geçici" diye bir kavram yok, her şey "şimdi" de. Belki ben de öyle niyet etseydim sevebilirdim bu evi de.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s