Ağırlık

Bir arkadaşım vardı eskiden, bir süre yurtta aynı odayı paylaştığım. En yakın arkadaşı hariç, diğer insanlar hakkında o kadar çok olumsuz konuşurdu ki bazen ben bile dolardım. Maruz kalmamaya, duymamaya çalışsam, sözlerini zihnimde tutmamak için uğraşsam da bir şekilde sızıyordu içime negatif enerjisi sanki. Bu aynı televizyonda, reklamlarda maruz kaldığımız mesajlar gibi… Bazen özellikle de çocukken bir düşüncenin zihnine nasıl yerleştiğini bilmiyor insan. Sonra çıkıyor kokusu…

Bazen de bir fikrin ya da o fikri savunan kişinin gücü, yüksek enerjisi senin sınırını aşıyor ve giriyor içeri. Biliyorsun da girdiğini, duyuyorsun içinde düşünceyi. Geçtiğimiz haftalarda çok sevdiğim birini dinledim zihnim ve kalbim tamamen açık. O sırada içimden onu onayladım da, katıldım yani ona. Yanından ayrıldığımda üzerimde bir ağırlık vardı. Kafam karışmış, zihnim bulanmış, yolumu kaybetmiş gibiydim bir süre ve bu bildiğim değişim bulanıklığına benzemiyordu. Huzursuzdum.

İki üç gün boyunca düşündüm. O sırada ondan etkilendiğimin, o günlerde yaşadığım bazı deneyimlerin de aynı zamana denk gelmesiyle, fikirlerinin, davetinin içine çekildiğimin farkına vardım. Onun düşüncelerinin benim zihnimde gezdiğini ama kendine bir yer bulamadığını anladım. Yolculuğumda edindiğim temel felsefenin içine giremediğini gördüm. Belki hiç giremeyecekti belki de şimdi zamanı değildi ama o fikirlerin sızdığı her yeri temizlemem, daha önce sorduğum soruları yeniden sorup kendimi netleştirmem gerekti. Kolay olmadı temizlemek içimi. Bu deneyim bana yıllar önce okuduğum bir Aborjin hikayesini hatırlattı: “Tüm yeni karşılaşmalar birer testtir; yiyeceklerle, insanlarla ve görüşlerle. Önce her şeyin kokusuna bak. Eğer biri sana bir şey söylerse, onu kokla, sezgilerini kullan. Eğer kokusu sana iyi geliyorsa o zaman tadına bakmak için biraz dene ama her zaman çiğne. Yutmadan önce uzun süre çiğne. Sözcükler bile yutmadan önce uzun süre çiğnenmelidir çünkü bir şeyi tükürmek, onu bir kez içine aldıktan sonra ondan kurtulmaktan çok daha kolaydır. Eğer sözcükleri kabul edip içine alırsan ve bu görüş senin için iyi değilse, bu senin için sorunlara neden olur. Bu sen onu dışarı atana kadar şişliklere, baş, göğüs ve karın ağrılarına neden olacaktır. Konu yiyecekler olduğunda neyse ki kusmak ya da ishal olmak kolaydır. Görüşleri ve inançları kafadan çıkarmak bundan daha zordur. Görüyorsun ki bu çölün dışındaki dünyanın yaptığı ve yaşamın büyük bir bölümünün değişikliğe uğramasına neden olan şeyler var. En iyisi bize normal görünen ya da iyiymiş gibi gelen bir şeyin zararsız olduğunu varsaymamaktır.”*

Bir arkadaşım vardı eskiden, bir süre yurtta aynı odayı paylaştığım. En yakın arkadaşı hariç, diğer insanlar hakkında o kadar çok olumsuz konuşurdu ki bazen ben bile dolardım. Maruz kalmamaya, duymamaya çalışsam, sözlerini zihnimde tutmamak için uğraşsam da bir şekilde sızıyordu içime negatif enerjisi sanki. Bu aynı televizyonda, reklamlarda maruz kaldığımız mesajlar gibi... Bazen özellikle de çocukken bir düşüncenin zihnine nasıl yerleştiğini bilmiyor insan. Sonra çıkıyor kokusu... Bazen de bir fikrin ya da o fikri savunan kişinin gücü, yüksek enerjisi senin gardını aşıyor ve giriyor içeri. Biliyorsun da girdiğini, duyuyorsun içinde düşünceyi. Geçtiğimiz haftalarda çok sevdiğim birini dinledim zihnim ve kalbim tamamen açık. O sırada içimden onu onayladım da, katıldım yani ona. Oradan ayrıldığımda üzerimde bir ağırlık vardı. Kafam karışmış, zihnim bulanmış, yolumu kaybetmiş gibiydim bir süre ve bu bildiğim değişim bulanıklığına benzemiyordu. Huzursuzdum.  İki üç gün boyunca düşündüm. O sırada ondan etkilendiğimin, o günlerde yaşadığım bazı deneyimlerin de aynı zamana denk gelmesiyle, fikirlerinin, davetinin içine çekildiğimin farkına vardım. Onun düşüncelerinin benim zihnimde gezdiği ama kendine bir yer bulamadığını anladım. Yolculuğumda edindiğim temel felsefenin içine giremediğini gördüm. Belki hiç giremeyecekti belki de şimdi zamanı değildi ama o fikirlerin sızdığı her yeri temizlemem, daha önce sorduğum soruları yeniden sorup kendimi netleştirmem gerekti. Kolay olmadı temizlemek içimi. Bu deneyim bana yıllar önce okuduğum bir Aborjin hikayesini hatırlattı: (Devamı yorumlarda)

Bütün bunların bana açtığı kapıda zihnimin fazlasıyla dolu olduğunu ve sosyal medyadaki bilgi akışının beni aşırı yüklediğini gördüm. Her gün, çiğnemeye hiç fırsat bulamadan birçok görüş ve bilgi yuttuğumu fark ettim. Yeni ve bilmediğim bir yaşamın peşinden koşarken ileride işe yarar belki diye bir sürü gruba girmiştim ve onlarca sayfayı beğenip takip etmeye başlamıştım. Bilgiye, görüşe, desteğe henüz ihtiyaç duymadan, ya duyarsam diye tuttum iplerinden. Başlarda güzel ve ufuk açıcı bir deneyimdi ama şimdi beni yormaya ve iyiden iyiye ayıklaması zorlaşmaya başladı. Ben de temizledim sosyal medya hesaplarımı bütün “bilgi veren” sayfalardan. Gerçekten beslendiğim bir kaçı hariç.

Benzer bir şekilde ilerleyen ilişkilerim olduğunu da fark ettim. “Bir konuda benzer bakış açısına sahip insanların birlikte olması, bağlantıda olması lazım” düşüncesi ve yalnızlık korkusu ile tetiklenmiş, tutunduğum ama iletişim kuramadığım, kendimi zorladığım ilişkileri de omuzlarımdan indiriverdim yere. Çekiştirmeyi bıraktım. Sürekli anlamaya çalışmayı ve kendimi anlatmak zorunda hissetmeyi… Bıraktım. Kendime izin verdim; “ben bu insanla konuşurken rahat hissetmiyorum, bana iyi gelmeyen bir şeyi yapmak zorunda değilim” demek için.

Şimdi kendi merkezimi, dengemi yeniden bulmak için bir süre sessizlik ihtiyacı içindeyim. Kendi içime dönüp, kendime sorup, kendimi dinleyeceğim. Sosyal medya hesaplarımın haber kaynağı boş olacak bir süreliğine, takipçi halimden istifa edeceğim. Sevdiğim ve beslendiğim dostlarımı onları özledikçe sayfalarına girip okumakla ve kendimi anlamak için yazmakla yetineceğim.

Bir de istiflemeyeceğim artık bilgiyi, kaynakları ya da ilişkileri. Kararım kesin.

Zamanı geldiğinde doğru insanla karşılacağıma güveniyorum çünkü ben. Hiç yanıltmadı şimdiye kadar hayat beni.

Zamanı geldiğinde doğru soruyu sorup, tam da ihtiyacım olan bilgiye ve kaynağa ulaşacağımı biliyorum. Korkmuyor ve panik hissetmiyorum. Bilgiyle ilişkimi merak ve içsel motivasyonla olduğu kadar ihtiyaç üzerinden de yeniden kurguluyorum.

İstiflediklerimden kurtuldum ya bir kaç gündür; artık gerçek ihtiyaçlarımı anlamak, gidermek ve diğer bağlarımı güçlendirmek için zaman da bulabiliyorum.

*Sonsuzluğun Mesajı (sf 205-206)

Reklamlar

Ağırlık” üzerine bir yorum

  1. Ferahlamak 😊
    Bilginin çok kolay ulaşılabilir ve yakın olduğu bu zamanda uygulanabilir ve son derece rahatlatıcı bir karar gibi duruyor. Bir süre önce ben de iletişimde olduğum insanlar için benzer bir temizliğe gitmiş ve inanılmaz huzurlu hissetmiştim kendimi. Bendeki esas rahatlama ise sosyal gereklilikleri yapmak zorunda olmadığım kararını uygulamaya koyabildiğim zaman gerçekleşmişti.
    Hafiflik diliyorum bol bol kuzen 😊

    Liked by 1 kişi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s