EV

On bir gün boyunca dışarıdaydım. Kafamı ne zaman kaldırsam ağaç, yaprak ve süzülen ışık... Geceleri işte şu açıklıktan yüzüme ay değiyordu ve sonra yavaşça batıyor ve yerini baktıkça çoğalan yıldızlara bırakıyordu. Su sesiyle uyudum her gece gülümseyerek ve sabah cırcırlara uyandım. Terlediğimde ormanın içindeki derede serinledim, çocuğumu o suyla yıkadım. Suyundan içtim ve sarmaşık dallarından filiz topladım; beslendim.
Akşam karanlığında toplaştık, uzun muhabbetler ettik. Ve ağırladık uğrayan dostları. Bütün bu yolculuk aynı zamanda umuttu da bana; benzer hayalleri olan insanlarla aynı yerde olmak on gün boyunca... Korkulardan, umuttan, yeşertmekten, hayallerden konuşmak yalnızlığımızı, yükümüzü aldı gitti. Hafifledik. 
Bu ormanda bir şey vardı... Böyle güçlü bir şey; güvende ve evimde hissettiren bana... Sanki hep o çınarların ve boya ağaçlarının altında yaşamışım da bilirmişim gibi her bir yanını, içinde yaşayan her canı. Hiçbir şeyden korkmadım; yılan, böcek, domuz... Sanki ben de onlardandım. Bu defa evimin neresi olduğunu iyi bildim ve sanki orman tarafından sarılıp sarmalandım. Asım arazimizdeki evi bir miktar yükseltmeyi ve önünü açıp ağaçların, çalıların üzerinden vadiyi görmeyi planladığında da ona söylemiştim; ben sarmalandığımda, etrafım sarıldığında iyiyim. Mesela dere boyu çınarların, çalıların altında ne kadar evimdeysem daha yukarılarda kızıl çamların altında o kadar çıplak kaldım ve evime, su kenarına, geri dönmek istedim. Belki çok iyi tanımadığımdan hala kızıl çam ormanlarını, belki de dibinde pek bir şey bitmediğinden ve sarmalanma hissini bana vermediğinden... Bilmem... Kitap okurum sanmıştım, elim gitmedi bir türlü. Çoğunlukla ormanın içinde bir taşın üzerinde seyre ve dinlemeye daldım. Suyu dinledim, kayaları delip dışarı çıkışını izledim; her yere can oluşunu. Boncuk kızım içti durdu akan suyu; "bu dağların anlattıklarını içiyorum anne, sonra onların hepsi aşağıdaki büyük göle toplanıyor orada da yüzüyorum, bazen o suyu da içiyorum" diyerek. Suyun bilgeliğini çocuklar biliyor da bilim insanları kendi kendilerine yeni kanıtlıyor belki suyun hafızası varmış ve bilgi taşıyormuş meğer diye. (Devamı yorumlarda)
On bir gün boyunca dışarıdaydım. Kafamı ne zaman kaldırsam ağaç, yaprak ve süzülen ışık… Geceleri işte şu açıklıktan yüzüme ay değiyordu ve sonra yavaşça batıyor ve yerini baktıkça çoğalan yıldızlara bırakıyordu. Su sesiyle uyudum her gece gülümseyerek ve sabah cırcırlara uyandım. Terlediğimde ormanın içindeki derede serinledim, çocuğumu o suyla yıkadım. Suyundan içtim ve sarmaşık dallarından filiz topladım; beslendim.
Akşam karanlığında toplaştık, uzun muhabbetler ettik. Ve ağırladık uğrayan dostları. Bütün bu yolculuk aynı zamanda umuttu da bana; benzer hayalleri olan insanlarla aynı yerde olmak on gün boyunca… Korkulardan, umuttan, yeşertmekten, hayallerden konuşmak yalnızlığımızı, yükümüzü aldı gitti. Hafifledik.
Bu ormanda bir şey vardı… Böyle güçlü bir şey; güvende ve evimde hissettiren bana… Sanki hep o çınarların ve boya ağaçlarının altında yaşamışım da bilirmişim gibi her bir yanını, içinde yaşayan her canı. Hiçbir şeyden korkmadım; yılan, böcek, domuz… Sanki ben de onlardandım. Bu defa evimin neresi olduğunu iyi bildim ve sanki orman tarafından sarılıp sarmalandım. Asım arazimizdeki evi bir miktar yükseltmeyi ve önünü açıp ağaçların, çalıların üzerinden vadiyi görmeyi planladığında da ona söylemiştim; ben sarmalandığımda, etrafım sarıldığında iyiyim. Mesela dere boyu çınarların, çalıların altında ne kadar evimdeysem daha yukarılarda kızıl çamların altında o kadar çıplak kaldım ve evime, su kenarına, geri dönmek istedim. Belki çok iyi tanımadığımdan hala kızıl çam ormanlarını, belki de dibinde pek bir şey bitmediğinden ve sarmalanma hissini bana vermediğinden… Bilmem…
Baktığım yerden.

Ağla Yaylası/Köyceğiz
Kitap okurum sanmıştım, elim gitmedi bir türlü. Çoğunlukla ormanın içinde bir taşın üzerinde seyre ve dinlemeye daldım. Suyu dinledim, kayaları delip dışarı çıkışını izledim; her yere can oluşunu. Boncuk kızım içti durdu akan suyu; “bu dağların anlattıklarını içiyorum anne, sonra onların hepsi aşağıdaki büyük göle toplanıyor orada da yüzüyorum, bazen o suyu da içiyorum” diyerek. Suyun bilgeliğini çocuklar biliyor da bilim insanları kendi kendilerine yeni kanıtlıyor belki suyun hafızası varmış ve bilgi taşıyormuş meğer diye. İnsan olmak zor iş vesselam, belki de bunların hepsi bildiklerimizi unuttuğumuzdan.
Ayrılırken durduk boncuk kızla suyun aktığı yarığa bakan bir tepede. Teşekkür ettik; korunduğumuzu hissettiğimizi, huzurla uyuduğumuzu, suyundan içtiğimizi, ondan beslendiğimizi ve artık içimizde buradan bir parça taşıdığımızı anlattık ormana. Bizden de parçalar vardı artık onda.
Şimdi döndük ama eve alışmak zaman alıyor ikimiz için de, bir hüzün bulutu var üzerimizde. Çok güzeldi çünkü…
Kartal Gölü, dağ yolları ve kaybolmak ile ilgili bir hikaye daha var aslında ama… Sonra…
Arkadaşım

#geyikböceği
Keşke eşsiz kokusunu da buradan gönderebilseydim ormanın. Tarçını çağrıştıran yumuşacık kokusunu sığla ağacının... #sığlaormanıKeşke eşsiz kokusunu da buradan gönderebilseydim ormanın. Tarçını çağrıştıran yumuşacık kokusunu sığla ağacının.. Sığla Ormanı/Günlüklü/Muğla
Ne zaman çadır kursak ilk gece uykum hafif oluyor. Hele ki ilk defa orada kalıyorsam. Gece gözlerim kapanıyor, bedenim dinlenme halinde oluyor ama bütün sesleri duyuyorum uykumda. Bir baykuş ötüşü, iki köpek havlayışı, birkaç yaprak düşüşü, kurbağa ve çekirgelerin şarkılarıyla, ot hışırtısı gece boyu çalınır birden bire keskinleşen kulağıma. O vakit bir kızılderili çadırında yavrusuyla uyuyan Kızıl Tüy'e dönüşürüm ve emin olurum; ormanın evimiz olduğu toplayıcı zamanların izleri var bedenimde hala. Kaldığım yeri tanıdıkça ancak uykum derinleşiyor ve artık sadece yabancı seslere uyanıyorum. Dokunarak, koklayarak, duyarak kendimi güvende hissettikçe keşfettiğim alan genişliyor ve orayı ev gibi benimsiyor, rahatlıyorum.

Yaşam koşulları ne kadar değişirse değişsin hayatta kalma mekanizmaları kusursuz ve istemsiz çalışıyor. Düşünmeme gerek bile olmadan memeli bedenim tetikte ve hazır oluyor. Çünkü insanın kültürü değişse de özü, kim olduğu onbinlerce yıldır aynı... Okaliptüs ve sığla ağaçlarının dibinde kurmuştuk dört gün önce çadırımızı. Gayet insan eli değmiş, rekreasyon harikası bir kamp alanı olsa da, özellikle kamp sınırları dışında kalan ağaçlıkta ve göl kenarındaki sazlıkta türlü yaban vardı. Kaplumbağalar, kurbağalar, çeşit çeşit kuş ve su yılanları. Sabah gün ışığı değer değmez yapraklara, inanılmaz bir uğultu uyandırıyordu insanı. Yüzlerce arı kolonisi okaliptüs çiçeklerine konuyor ve ne kuş şarkısı, ne insan gürültüsü ne de rüzgar vızıltıyı bastırabiliyordu. On beş metre yukarıda başlayan arı trafiği gün batana kadar devam ediyordu.

Bugün yer değiştirdik. Köyceğiz çok sıcak ve nemli benim için. Boncuk kız gölde yılan kovalamayı sevse de Yayla Köy'e çıkmak istedim. Ben gerçekten sıcak ve nemli yer insanı değilim. Oldum olası deniz, kum, güneş tatili de sevmedim. Üç gün içinde iyice emin oldum ki benim evim, köküm dağlar, yaylalar ve yüksek ormanlar. 
Su kaynaklarının, çamların ve ulu çınarların dibindeyim şimdi. Oh be! Dünya var.

#tilkiuykusu
Ormanda erik ağacı bulmak huydur bende.
Orman serininde uyumuşum. Bir kalktım ki yanımda Vaskıran Tepe'nin Onur ile Yedi İklim'in Serap. Dünya küçük dedik, ormanda birlikte geceledik. Sonra sabah Ege'nin silcanını, Fatsa'nın merülcenini toplayıp yedik. 
#melocan #smilax #silcan #merülcen #dikenucu
Orman serininde uyumuşum. Bir kalktım ki yanımda Vaskıran Tepe’nin Onur ile Yedi İklim’in Serap. Dünya küçük dedik, ormanda birlikte geceledik. Sonra sabah Ege’nin silcanını, Fatsa’nın merülcenini toplayıp yedik.
Gölde yüzerken beni bulan; başaklı su civanperçemi.

#myriophyllumSpicatum
Gölde yüzerken beni bulan; başaklı su civanperçemi.


Myriophyllum Spicatum

Köy okulu bahçesi
Köy okulu bahçesi
Minicik
Mektup arkadaşı Molly.

#penfriend #boncugundunyasi
Mektup arkadaşı Molly.


#penfriend #boncugundunyasi

Reklamlar

EV” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s