Bilgiyi aktarma cesareti…

"Bilginin dört aşaması vardır. Birincisi sezgisel bilgi, ki kimileri buna inanç da der. Örneğin Fukuoka’nın ağaçların budanmaması, toprağın kurcalanmaması yönündeki kanaati başta sezgisel bir bilgiye dayanmaktadır. Sonra teorik bilgi gelir. Sezgisel olarak kavradığımız şeyi kavramsallaştırırız; kitapları, doğayı, kendimizi okur ve sezgisel bilgimizi somutlaştırırız. Bundan sonraysa tatbiki-uygulamalı bilgi gelir. Bilgiyi gündelik hayatta uygularız ve sezgilerimizdeki ya da kurgularımızdaki hataları görür, bilgimizi akort ederek geliştiririz. Son olarak da bilginin aktarımı gelir. Bilgi aktarılmadığı sürece akacak yatağını bulamamış, kurumaya ya da bulanıp kirlenmeye mahkûm bir gölcük olarak kalacaktır." diye yazmıştı @mayisaru bir gün bir çiftçi'nin ona söyledilerini aktarırken. Bunu seziyorum, inanıyorum ve deneyimliyorum... Bu kitap da gerçekten deneyimlediği ve içseleştirdiği bir bilgiyi uzun bir süre boyunca aktarma, el verme cesaretini gösteren bir kadına gidiyor bugün. Aradığımı (sezen) hisseden, beni çağıran ve içimdeki bilgiyi açığa çıkarıp, yaşamam ve zamanı geldiğinde aktarmamdan gayri karşılık beklemeden elimi tutan güzel ve güçlü bir kadına.
Hediyeme; Hocama... Ha bir de Mayıs'ın sohbetinin devamı var: "Biz bilgiye zihnimizle ulaşmaya çalıştıkça ondan uzaklaşıyoruz. Zihin sadece bilgiyi kavramsallaştırmaya yarayan bir araç. Bilginin asıl kaynağıysa zihin değil "evren,dünya". Aslında bütünün bilgisi her bir küçük parçada mevcut. Tıpkı fraktallardaki gibi bilgi de kendini tekrar ederek genişleyen bir yapıya sahip. Evrenin tüm bilgisi bedenimizde, genetik kodlarımızda saklı. Tek yapmamız gereken zihni biraz susturup bedenin kendi bilgisinin açığa çıkmasına izin vermek. Kendimizden yola çıkarak dünyayı bilmek, dünyayı parçalarına ayırarak bilmeye çalışmaktan daha kolay." Çok daha kolay...
“Bilginin dört aşaması vardır. Birincisi sezgisel bilgi, ki kimileri buna inanç da der. Örneğin Fukuoka’nın ağaçların budanmaması, toprağın kurcalanmaması yönündeki kanaati başta sezgisel bir bilgiye dayanmaktadır. Sonra teorik bilgi gelir. Sezgisel olarak kavradığımız şeyi kavramsallaştırırız; kitapları, doğayı, kendimizi okur ve sezgisel bilgimizi somutlaştırırız. Bundan sonraysa tatbiki-uygulamalı bilgi gelir. Bilgiyi gündelik hayatta uygularız ve sezgilerimizdeki ya da kurgularımızdaki hataları görür, bilgimizi akort ederek geliştiririz. Son olarak da bilginin aktarımı gelir. Bilgi aktarılmadığı sürece akacak yatağını bulamamış, kurumaya ya da bulanıp kirlenmeye mahkûm bir gölcük olarak kalacaktır.” diye yazmıştı @mayisaru bir gün bir çiftçi’nin ona söyledilerini aktarırken.
Bunu seziyorum, inanıyorum ve deneyimliyorum…
Bu elimdeki kitap da gerçekten deneyimlediği ve içseleştirdiği bir bilgiyi uzun bir süre boyunca aktarma, el verme cesaretini gösteren bir kadına gidiyor bugün. Aradığımı (sezen) hisseden, beni çağıran ve içimdeki bilgiyi açığa çıkarıp, yaşamam ve zamanı geldiğinde aktarmamdan gayri karşılık beklemeden elimi tutan güzel ve güçlü bir kadına.
Hediyeme; Hocama…
Ha bir de Mayıs’ın sohbetinin devamı var: “Biz bilgiye zihnimizle ulaşmaya çalıştıkça ondan uzaklaşıyoruz. Zihin sadece bilgiyi kavramsallaştırmaya yarayan bir araç. Bilginin asıl kaynağıysa zihin değil “evren,dünya”. Aslında bütünün bilgisi her bir küçük parçada mevcut. Tıpkı fraktallardaki gibi bilgi de kendini tekrar ederek genişleyen bir yapıya sahip. Evrenin tüm bilgisi bedenimizde, genetik kodlarımızda saklı. Tek yapmamız gereken zihni biraz susturup bedenin kendi bilgisinin açığa çıkmasına izin vermek. Kendimizden yola çıkarak dünyayı bilmek, dünyayı parçalarına ayırarak bilmeye çalışmaktan daha kolay.”
Çok daha kolay…
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s