Huş

Huş:
Şeker Portakalı’nda duymuştum adını ilk. Hani Zezé ve ailesi eve ilk taşındıklarında kardeşleriyle ağaç kapmaca oynamışlardı da huş ağacını kız kardeşi kapmıştı. Zezé bin türlü mızıkçılığa rağmen huşu geri alamamış ve ona kala kala arka bahçedeki şeker portakalı kalmıştı. Sonradan o küçücük ağaç Zezé’nin kahramanı, sırdaşı, dostu ve sığınağı olmuştu. Birlikte büyümüşlerdi.
Bazı bilgiler, öğrenmeler nasıl da zamanını bekliyor hep, içten merakını bir de.. Çocukluğumdan beri aklıma gelir de ismi yine de gitmedi elim hiç öğrenmeye büyüdüğümde. Arada ona buna sorsam da ağaç bilen kimse yoktu etrafımda. Vazgeçtim bir yerden sonra ve unuttum aradığımı da hatta.
O yüzden bugün önemli; “çocuk önemlisi”…
3 Mart 2017 parkta bir ağaç görüp bu huş olmalı diye sezdiğim ve onu bir çocuk kitabı tasvirinden tanıdığım gün olarak tarihe geçti.
Bir de üstüne sığla ağacına rastladım; Fethiye’de altına uzanıp yıldızları seyrettiğim. Önce çınar sanıp sevdiğim adını sonradan öğrendiğim ve mis gibi kokusunu da içime çektiğim… Öyle güzel kokuyordu ki kabuklarından tütsü yapmıştım ki huzuru evime de gelsin.
Yüzümde bir gülümseme gezip durdum parkta.
Keyfime diyecek yoktu benim.
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s