Hayat Bizi Suya İtti

“Biz insanlar, etrafımızdaki her şeyin değişmekte olduğunu fark ettiğimiz zamanlarda değişmezlik için çabalama eğilimine gireriz. Zor dönemlerimizde, üzerinde duracağımız sağlam, öngörülebilir ve güvenli bir yer bulmaya çalışırken, yaşadığımız stres sanki iyice yoğunlaşır. Aslında daimi değişim, varoluşumuzun doğasında vardır. Biz farkında olsak da olmasak da her şey değişir.”

-Pema Chödrön – “Belirsizlik ve Değişimle Birlikte Güzel Bir Hayat”

Hayal kurmanın mizacından belki; planlar yapıyorsun. Planlar yaptıkça ve planlarını, adımlarını kendine tekrarladıkça “her şey aklındaki gibi olacakmış” gibi hissi koca bir yer kaplıyor insanın içinde. Kendini güvende ve güvencen varmış gibi hissediyorsun.

Yarını bilebileceğimiz ve kontrol edebileceğimiz yanılgısı modern çağın en büyük ve en yaralayıcı sanrısı. Her yerden “geleceğini garantiye al” sesleri yükselirken insan bunun gerçekten mümkün olabileceğine daha çok inanıyor sanki. Kendini güvenceye ve hesabını garantiye alma durumu öyle güçlü yapışıyor ki insana: Konfor alanı zırh kuşanıyor, duvarları kalınlaştırıyor ve hendeğini derinleştiriyor zamanla. Hayalindeki nehrin kenarına kadar gidiyor ama sadece suya bakmakla ve sürekli akıntının hızını, yatağın derinliğini, suyun sıcaklığını ve olasılıkları hesaplamakla yetiniyorsun. Kenarda oyalandıkça oyalanıyor kendini güvenceye almaya, birikim yapmaya, her şeye hazır olmaya ya da olabileceğine inanmaya çalışıyorsun.

Hayır. Risk almaktan, konfor alanını kırmaktan, hayallerimiz için bir şeyler yapmaktan bahsetmeyeceğim.

En beklemediğin anda, en beklemediğin ya da çok sonrası için planladığın bir şeyin olması ve hayatın seni suya itmesi hakkındadır diyeceklerim.

Çok geçmedi üzerinden. Ailemle birlikte suya itildim. Güvencesiz ve çıplak.

Önceden olsa nasıl bir tepki verirdim diye düşündüm, tam da bir hayalin ortasında ve de tüm güvencemi kaybetmişken. Konfor alanından çıkmakta her zaman zorlanmış, risk almakta ise korkak olan ben… Çok, çok korkardım muhtemelen.

Kontrol kaygısı bir yaşam biçimi halini aldığında ve belirsizlik gerçeğiyle rahat olmadığınızda, beklenmedik bir değişim her şeyi alt üst ediyormuş gibi geliyor insana. Korkuyor, öfkeleniyor kendini olan bitenin kurbanı gibi hissediyorsun. Suya battığını düşünüyor ve nefes alamıyorsun. “Belirsizlikte güvende olmak, teslimiyet ve olanı kucaklamak” bir anlam ifade etmiyor hatta bunların hiçbirine inanmıyorsun.

Şimdi?

Suya ilk düştüğümden beri sırt üstü uzanıyorum. Hem akıntıyı hem kendimi dinliyor, üzerime sıçrayan suya merak duyuyorum. Tüm kalbimle inanıyorum bir yolunu bulacağıma hayalimi oldurmaya ve razı hissediyorum yaşayacaklarıma. Hayalimin de yaşam gibi değişeceğini kabul ediyorum. Hayallerimin muğlaklığını ve deneyimin kendisinin hayal haline geldiği bu zemini seviyorum.

İki yol var önümde; ya kendimi başıma gelenin kurbanı olduğuma inandıracağım ya da ” burada benim için ne var” diye bakınıp yeni kapılar arayacağım… Ya yeniden konfor alanıma sarılmak için çırpınacağım ya da öngörülemezlik ile dost olarak, bunu yaşamımı dönüştürmenin bir aracı olarak kabul edeceğim.. İkisi de benim avucumun içinde şimdi. Hangisini seçeceğim?

Eşimle göz göze geliyorum bunları düşünürken.

“Suya düştük.” diyorum. “Şimdi en yakın dala can havliyle tutunup çıkmaya mı çalışacağız, yoksa yüzmeye mi davranacağız?”

Telaş ve korku göremiyorum bakışlarında ve nedense şaşırmıyorum da. Nedense çok daha yakın hissediyorum şimdi ve çok daha bağlı ona.

Gözlerindeki şefkati çekiyorum bir nefes gibi içime. Tuhaf bir ışıltıya rastlıyorum sonra göz bebeğinde, daha önce hiç görmediğim. Bir yumuşaklık eşlik ediyor ona. Çokça Heyecan.

Ve güven.

İşte suya atlamak için tek güvencem; aynı şeyleri düşündüğümüzü bilmek ve birbirimize bu kadar güvendiğimizi anlamak yine yeniden.

Artık biliyorum; yüzeceğiz.

Ve olacak biliyorum hayalimiz, çünkü yapabildiğimiz kadarını çok seveceğiz. Adına yolda olmak deyip sürecin tamamını kabul edeceğiz. En nihayetinde hayalimiz değil miydi ikimizin de evde olduğu ve topraktan beslenen bir yaşam? Beklemek yok. Yaşayacak ve göreceğiz.

Yeni yıla girerken “2017, ben senden razıyım” demiştim; bu yıl “olan”ı kucaklamaya niyet etmiştim. Kendimi yokluyorum, tüm kalbimle sözümü tutuyormuşum. Bir pasta yapıp, değişimi kutluyorum.

“Bir şeyi gerçekten istersen, bütün evren onu gerçekleştirmek için seninle işbirliği yapar.” diyordu Paulo Coelho Simyacı’da.

Önceleri buna sadece inanıyordum; artık sudayım ve “biliyorum”.

Bu bahar; insan olmanın, yaşamın kaçınılmaz muğlaklığını deneyimleme cesareti göstermeye niyet ediyorum.

Bu yazı ilk olarak HTHayat.com’da yayımlanmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s