Niyetle Beslenmek

Fermentasyon acayip güzel bir süreç.

Doğal fermentasyon demek yerel florada ve mutfağımızda bulunan çok çeşitli bakterinin birlikte şahane bir iş çıkarması demek. Ve bunun için sadece tuz ve su yeterli.

Tuzlu suda önce bakteriler besin ve solunum için yarışmaya başlıyor. Oksijenli solunum yapanlar oksijeni tüketiyor ve oksijen tükendiğinde ölüyor. Oksijensiz solunum yapanlar çoğalmaya devam ediyor. Metabolik atık olarak asit üretiliyor ve bu ortamın pH’ini düşürüyor. Doğanın hikmeti; bizim patojen dediğimiz kötü bakteriler ve mantarların çoğu bu asidik ve oksijensiz ortamda yasayamiyor. Meydan can’im laktobasillere kalıyor. Besin değerini artıran, vitamin değerini artıran, sindirimi kolaylaştıran ve bağırsaklarimiza şifa olan LABlara ❤

Onlar artık canlarının çektiği, ortamın elverdiği kadar cogalabilirler. Laktik asit fermentasyonu yapıyorlar ve turşu suyu lastik asitçe zenginlesiyor. Yalnız onlar değil tabi asetik asit fermentasyonu da devam edebiliyor. Bazı LAB’lar heterofermetativ hatta. Hem laktik asit hem asetik asit fermentasyonu yapabiliyor. Gaz çıkışı asetik asit fermentasyonu nedeniyle oluyor. Turşu suyunda asetik asitin laktik asite orani 1/4.

Turşuyu sirke ile kurduğumuzda ortamı direkt asidik hale getiriyoruz ve asit sevmeyen bakterileri öldürüyoruz. Bu bakteri çeşitliliğini azaltıyor olabilir. Bu yüzden bazı kitaplarda sirke tadi seviliyor ya da bakterilere karşı psikolojik bir hassasiyet/guvensizlik varsa sirkeyi fermentasyon bitiminde eklemenin müdahaleyi azaltacağından bahsediliyor.

Turşuya yoğurt suyu, peynir alti suyu, kefir suyu veya şase eklediğimizde içine güçlü bir kültür katıyoruz ve bakteri çeşitliliğini etkiliyoruz. Baskın kültürü biz belirlemiş oluyoruz. Doğal fermentasyonda ise o sebzenin yetiştiği florada, toprakta ve mutfağımızda olan bakterilerden bazıları baskın hale geliyor ve bu oldukça geniş bir çeşitlilik sağlıyor olabilir.

Tuz konulmadan fermente turşu da mümkün ancak patojen ve bozulma riskine karşılık ona baştan kültür ekleniyor.
Bütün bunlar bir yana, tüm bu kafa karışıklığı içinde benim tercihim şöyle;

Ben bir gıdanın digerinden ustun olduğuna inanmıyorum. Her biri farklı… Hepsinin şifası ve hepimizin ihtiyaçları farklı. Bir de kadim olana, binlerce yıldır taşınan bilgiye, pratiklere çok güveniyorum.

Beslenmek sadece besin almak değil. Beslenmenin içinde aldığımız keyif, yediğimize duydugumuz güven, yediğimiz yemeğin bizim için anlami, geçmişimiz ve anilarimizla bağı da var. Hatta şimdi hissettiklerimiz, duygu halimiz de etkili aldığımız besinin bize sunduğu şifaya.

En önemlisi de niyet. Sifa niyetine yemek, sifasina inanmak… Doğada öyle tek bir mucizevi besin yok. Her şeyin bir muadili var. Bu yüzden ben sağlıklı olmak, organik, probiyotik beslenmek merkezli yaşayıp, secimler yapmaktansa içinde bulunduğum durumlara, zevklerime, sevdiklerime daha bütüncül bakmayı ve ihtiyaclarimi hissederek tercihler yapmayi, duruma, kosullarima uyum sağlayıp orada kendime kapılar aramayi hatta bazen kabullenip huzurlu olmayı tercih ediyorum. Beni mutlu eden şey bu.

Bugün kültür ekleyerek probiyotik tursu kurmayi merak ettim, zevk duydum cok sevdim. Yarın sirkeli ya da sadece tuzlu denerim… Hangisi daha faydalı diye kaygilanmak beni sağlıklı yapmıyor, böyle hissediyorum.

Eğer bir hastalığım varsa ancak o zaman faydasının daha hızlı olacağını bildiğim şeyi tercih ediyorum. Bence sağlıklı yaşam denen şey anlatıldığı kadar kompleks değil. Ben en çok kendime kulak kesiliyorum.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s