Seyahat

Ne zamandır gitmiyoruz Ankara'ya, Yalova'ya demişti; işler bitsin gideriz demiştim. Uzun bir yolculuk yaptık ve geldik. Yolda olmayı seviyoruz ikimiz de. Camdan durmadan geçip gidenlere bakmayı, konuşmadan durmayı,çalan müzikle ritim tutmayı ve arada...

Ne zamandır gitmiyoruz Ankara’ya, Yalova’ya demişti; işler bitsin gideriz demiştim. Uzun bir yolculuk yaptık ve geldik.
Yolda olmayı seviyoruz ikimiz de. Camdan durmadan geçip gidenlere bakmayı, konuşmadan durmayı,çalan müzikle ritim tutmayı ve arada verdiğimiz molalari.

Bazi yerlere bağlanıyoruz hatta. Mesela Dalyan’a giderken durdugumuz barakayi ve bir hafta önce mola verdiğimiz sapsarı renge boyanmış tren yolu kenarını bir başka seviyoruz. Öyle ki yolumuza ters de olsa orada mola verelim istiyor boncuk. Kosalim yine otlarin arasinda, rayların kıyısında. Ha bir de treni izleyelim… Sessizce duralım ve kanatlı tohumlari olan o ağacın altında eli elimde bekleyelim.

Bu gelişim baskaydi, gelince anladim. Bana ne olduysa, o; bu yaz arazide yaşandı. Değiştim. Bütün anlamlarım kuş oldu uçtu gitti içimden. Yenileri geldi yerleşti kalbime; bildiğim insana dair olmayan, başka bir insan oluşu arzulayan.

Yol boyu yükselen güvenlikli binalar, evlerdeki döşemeler, biblolar ve mobilyalar, kıyafetler ve ayakkabılar, yarın ne tuketecegimize ve gelecege dair kaygılar. Sınavlar, okullar, beyaz ve mavi yakalar. Sonra bir de sistemin içinde geçirmeye can attığımız evrim ve tirmanmaktan öte ikiser ikiser atlamak istedigimiz basamaklar. O basamaklari atladikca bizi sıkıştıran sorunlar. Hiç yargilamadigimi fark ettim ama yabancilastigimi.Bir nesneye baktığımda altını dolduran anlami, ihtiyacı içimde koyacak oda bulamadigimi. Benim için bunların ardında sadece boşluk kalmıştı.Korktum ilkin.Ağlayacak gibi oldum sözcüklerinin izini yitirdigimde muhabbetin.Tuhaf bir yerden tuhaf bir yere gelmiş bir yaban gibiydim.

Bir hüzün kapladı içimi önceden sevdiğim herkes ve her şeyle aramda açılmış olan uçuruma. Artık kendi anilarima ait degildim.Öylece durdum yalnız ve tedirgin.

Sonra kapattım gözlerimi ve sarıldım içime huzur veren simdiye kadar hissettiğim en güçlü arzuya: Hem yaşadığım hem umudum olana. Evrendeki yerimi bilmeye, hissetmeye ve orada hem parça hem bütün, hem kendim hem bir olmaya.

Gece rüyamda; bir şahin tüyü vardı saclarimda. Vaktim dolmustu, uzanmıştım yasli cinarın altına boylu boyunca ve dönüşüyordu bedenim o ağacın yaş halkasına…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s