Fıstık Güncesi 3

Antep fıstığı nı yenebilir hale getirmek zormuş. Yaşadık. Bu sene arılıkta işimiz çok yoğundu bu yüzden fıstık hasadı hiç aklımızda yoktu. Köylü iki yıldır hiç ilaçlanmayan ağaçlarımızda yenebilir fıstık olmayacağını söylüyordu. Biz de hele bir görelim, taniyalim, anlayalım neler oluyor bu ağaçta demiştik ama bu kadar çok fıstık olacağını hayal bile etmemiştik, inanmisiz. Bizim bile sistemin düşünme biçiminden çıkmamız, doğaya guvenmemiz zor oluyor bazen. Gerçekten. Arılıkta çok oyalanınca geç kaldık fıstık hasadına. Mahsülün yarısından fazlasını kuşlar, sincaplar ve fareler yedi; öyle ki ağaçların altındaki toprak kabuktan görünmüyordu. Bu bizim için neşe sebebiydi. Ağaçlardaki yemişler hepimizin hakkı. Mülkiyet dediğin insan uydurması... Arazimizdeki fıstıklar erişkin çitlembik ağaçlarına aşılanmış. Bu yüzden yüksek ağaçlara tırmanmak, oradan silkelemek ham vücutlarımızı bayağı zorladı. Ağaçların altındaki sergilerden yerlere düşen fıstıkları tek tek bulduk. Dikenli çalılar, kenarlar köşeler, kuru otların arasında kaybolmuş fıstıklar... Tek başına sıkıcı ama kalabalıkta şakalarla basbayağı güzel. Daha sonra sergideki dalları, yaprakları temizledik ve fıstıkları çuvallara doldurduk.  Arabayla çuvalın üzerinden geçtik. Ben ezileceğinden endişe etmiştim ama köylü traktörle geçiyormuş dediklerinde tamam dedim deneyelim. Fıstığın sert kabuğu bana mısın demedi. Sadece dışındaki yaş kabuk biraz kavladi. Sonra o kabukları ayıklamayı kolaylaştırmak için kendi yaptığımız elekten geçirdik yıkayarak. Ardından da tek tek ayıklama faslına geçtik. Kabuğu ayrılmayanlar, ağzı açık ve kapalı olanlar tek tek ayrıldı. Kabuğu çıkmamış olanlar yeniden ezildi ve yeniden ayıklandı. Ayıklananlar güneşte ve fırında iyice kurutuldu. Ağzı yeterince açık olanlar tuzlanıp kavruldu. Fıstığın kabuğu çok cevval. Ufak bir kıracağı var. O olmazsa onu ancak çekiç kırıyor. Bu yüzden bütün fıstıkları tek tek kırmak da dahil üretim sürecine. Tabi bu sırada avuç içinizin acıması ve kıracağın değdiği yerlerin su toplaması da. (Devamı yorumlarda) #araziguncem

Antep fıstığını yenebilir hale getirmek zormuş. Yaşadık. Bu sene arılıkta işimiz çok yoğundu bu yüzden fıstık hasadı hiç aklımızda yoktu. Köylü iki yıldır hiç ilaçlanmayan ağaçlarımızda yenebilir fıstık olmayacağını söylüyordu. Biz de hele bir görelim, tanıyalım, anlayalım neler oluyor bu ağaçta demiştik ama bu kadar çok fıstık olacağını hayal bile etmemiştik, inanmisiz. Bizim bile sistemin düşünme biçiminden çıkmamız, doğaya guvenmemiz zor oluyor bazen. Gerçekten.

Arılıkta çok oyalanınca geç kaldık fıstık hasadına. Mahsülün yarısından fazlasını kuşlar, sincaplar ve fareler yedi; öyle ki ağaçların altındaki toprak kabuktan görünmüyordu. Bu bizim için neşe sebebiydi. Ağaçlardaki yemişler hepimizin hakkı. Mülkiyet dediğin insan uydurması… Arazimizdeki fıstıklar erişkin çitlembik ağaçlarına aşılanmış. Bu yüzden yüksek ağaçlara tırmanmak, oradan silkelemek ham vücutlarımızı bayağı zorladı. Ağaçların altındaki sergilerden yerlere düşen fıstıkları tek tek bulduk. Dikenli çalılar, kenarlar köşeler, kuru otların arasında kaybolmuş fıstıklar… Tek başına sıkıcı ama kalabalıkta şakalarla basbayağı güzel.

Daha sonra sergideki dalları, yaprakları temizledik ve fıstıkları çuvallara doldurduk. Arabayla çuvalın üzerinden geçtik. Ben ezileceğinden endişe etmiştim ama köylü traktörle geçiyormuş dediklerinde tamam dedim deneyelim. Fıstığın sert kabuğu bana mısın demedi. Sadece dışındaki yaş kabuk biraz kavladi.

Sonra o kabukları ayıklamayı kolaylaştırmak için kendi yaptığımız elekten geçirdik yıkayarak. Ardından da tek tek ayıklama faslına geçtik. Kabuğu ayrılmayanlar, ağzı açık ve kapalı olanlar tek tek ayrıldı. Kabuğu çıkmamış olanlar yeniden ezildi ve yeniden ayıklandı. Ayıklananlar güneşte ve fırında iyice kurutuldu. Ağzı yeterince açık olanlar tuzlanıp kavruldu.

Fıstığın kabuğu çok cevval. Ufak bir kıracağı var. O olmazsa onu ancak çekiç kırıyor. Bu yüzden bütün fıstıkları tek tek kırmak da dahil üretim sürecine. Tabi bu sırada avuç içinizin acıması ve kıracağın değdiği yerlerin su toplaması da.

Aslında bu işlerin hepsi terapi niteliğinde. Kafayı bomboş yapıyor. Çekirdek çıtlamak gibi, mola bile veremiyor, müptela oluyorsun. Ayıklıyorsun ayıklıyorsun zaman geçmiyor; bizce fıstık aşırı kutsal çünkü zamanı durdurabiliyor! Zamanın yavaşlığıyla barışınca muhabbet rahatlıyor, şakalar havada uçuşuyor. Aslında ayarlasan çöpçatanlık bile yapabilir fıstık. Sana hiç ihtiyacı yok. Fıstık başında anlaşabiliyorsan tamamsın, anlaşamıyorsan hiiiç olmaz o iş. Net!

Emeğe fiyat biçmeye geldi sıra… Çok tuhaf, çok zor bir şey. Neden bilmem çocukluğumdan beri zorlanıyorum emeğime değer biçmekte. Utanıyorum hem de. Zaten fiyatı emek değil başka ekonomik denklemler, pazar belirliyor. Adil olanı hesap etmek zorlaşıyor. Benim hayalini kurduğum hayat satış odakli değil. Kendime yettigim ve yapabildiğim kadari ile yetinebildigim, tatmin hissettiğim bir hayat arzuluyorum. Bunu ancak yaşadığım toprağı beslersem, çeşitliliği artirirsam ve o toprak parçası olabilirsem mümkün oldugunu biliyorum. Ve aslında kendimiz ve evren ile ilişkimiz değiştiğinde, kulturumuz degistiginde hepimize, tüm canlılara, çeşitliliğe yeteceğini bildiğimiz bir dünya var elimizin altında. İçimde güçlü bir arzuyla sadece paylaşmak ya da minimum ihtiyaclarim icin takas yapmak istiyorum bir zaman sonra. Aklım hep avcı toplayıcılara ya da yerli kabilelere gidiyor. Kızılderili olasım geliyor. Mevcut denklemleri içim almıyor.

Fıstık Güncesi 3
Eylül/Ekim ’16

Fıstık Güncesi 1

Fıstık Güncesi 2

Fıstık Güncesi 4

Reklamlar

Fıstık Güncesi 3” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s