Fıstık Güncesi 1

İnsan hazır olduğunu sandığında bile hazır olmuyor bazen… Yola çıkmadan önce herşeyi bilmeyi kastetmiyorum asla -ki bu mümkün de olmuyor aslında-. Hazırım diye düşünüp hayal kurmaya başladığın anı kastediyorum… Süreç seni öyle şeylerle karşılaştırıyor ki hayali kurduğun o ana geri dönünce o kadar da hazır olmadığını düşünüyor insan bazen. Çocuğunuzun doğması gibi… Çocuk dünyaya gelince her zaman şaşıracak yeni bir şeyle karşılaşmamız gibi.
Herhangi bir hayal de böyle; yaşamak hayal etmekten çok farklı. Yapmak “yaparım yahu” demekten çok başka. Yorgunluğu hayal edemiyor insan mesela, zihninde hayaline ait muhtemel resimler oluyor sadece. Sırtının ağrısını, su toplayan parmakları ancak yaşayınca biliyorsun.
“Fıstık toplarken ben”.Şimdi biliyorum fıstık toplarken benim nasıl olduğumu ve seneye de nasıl olacağımı.
Bu sene hesapta yoktu hiç fıstık toplamak. Başka şeylere odaklanırken kafamızı kaldırıp aklımıza gelmedi ne kadar fıstık var diye bakmak. Nuri Amca aramasa haydi toplayalım demeyecektik bile. Ama aradı. Ve dedik bizde.
Giriştik ama eksiktik. Birimiz ağaca çıktı, diğerlerimiz serginin dışına dökülenleri tek tek topladı. Dalları, yaprakları, çürükleri ayıkladık ve çuvalladık hasadı. İlk gün malzeme eksikliklerimiz yüzünden gereğinden fazla yorulduk. Toplamak keyifli iş, dert değil. O sırada öğreniyor olmanın çocuksu keyfiyle zerre önemsemedik eksiklerimizi. Yarın dedik. Yarın tamam olur geliriz.
Öyle yaptık. Tamamlandık. Hatta dostlarımızı da çağırdık ama o başka bir günce konusu çünkü imece tek başına büyüleyici bir hikaye.
Topladığımız fıstığı nasıl işleyeceğimizi öğrendiğimde işin yükü o kadar korkuttu ki beni, kızdım. Islamıştık ve tek tek elle soyuyorduk kabuklarını. Sürekli söylendim önce. Başka türlü atamazdım hissettiğim paniği içimden. Kendimi hiç hazırlamamıştım fıstığın “f”sine bile. Söylene söylene ayıkladım tek tek fıstıkları, acıtana kadar parmaklarımı. Yaptıkça sakinleştim, içselleştirdim ve sonra yıllar içinde bunun bir ritüel olacağını bile hayal edebildim. O vakit değişti fıstığın yükü benim için.. Rahatlattık da birbirimizi. Zorlamak yoktu kendimizi. Yapabildiğimiz kadarını yapacaktık, fazlasını değil.
İlk gece oturduk düşündük nasıl kolaylaştırabiliriz bu işi diye. Toplamayı ve işlemeyi. Ağaç altına sereceğimiz sergiyi büyüttük. Fıstıkları tek tek soymayı değil, çuvallayıp, arabanın lastiği altında ezip kabuğu kanırtmayı akıl ettik ve sonra soymak için tel bir elek yapıverdik. Kolayladık. Öğrendik.
Buraya kadar iyiydi ama yine de kapalı ve açık olanları tek tek ayırmaya ve sonra ağzı kapalı olanları tek tek çıtlatmaya hazır değildik… Yapana kadar ne yaşayacağımızı bilemezdik.

Bir hayale giderken asıl soru ne kadar bilgi edindiğin değil gerçekte; süreçte öğrenmeye, belirsizlikle iyi geçinebilmeye hazır olup olmadığın… Ne olacağını bilmediğin gerçeğine ne kadar hazırsın?

Fıstık Güncesi 2

Fıstık Güncesi 3

Fıstık Güncesi 4

 

Reklamlar

Fıstık Güncesi 1” üzerine 3 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s