Bilginin Yolculuğu ve Kekik Mayasından Yoğurt

Bir delilik yaptım ve kekikten yoğurt mayaladım. Mis kokulu oldu ilk. Sonra yeniden mayalandikca gitti kokusu ve normal bir yoğurda döndü tadı, görüntüsü.

Bu benim için bir ilk. Dünya için öyle mi?
Bundan yüzlerce yıl önce bir yörük dağın tepesinde keçisinden sağdığı sütü kekikle yoğurt etti belki.Ya da dünyanın bir yerinde savrulan bir dal manda sütünün içine düştü bir köy evinde kim bilir?
Japonya’da bir adam çiçeklerden ekmek mayaladı.Ondan binlerce yıl önce Anadolu’da bir kadın ekmeğini hep ıhlamur çiçeğinden mayalardı…
İçinde bulunduğumuz sistem biz büyürken bize demişti ki; ilk olmalısın! İlk icat eden, ilk söyleyen, ilk bulan. O zaman başarılısın, o zaman kıymetlisin, muhteşem ve ilgiye değersin… O zaman ederi var senin söylediğinin.
Devir pazarlama devri çünkü. İlk olmak, patentini almak, kitabını yazmak önemli.O bilgi üzerinden kendini ayrıcalıklı saymak, değer biçmek, özel ve farklı sanmak bizi besleyen dışsal bir değer hissi.
Akademik durumlar da farklı değil.Master yaparken az araştırmadım çalışacağım konu alanında bir ilk mi? Bir şey yazmadan önce iyice baktım, benden önce bunu biri söylemiş mi?
Oysa bilgi öyle bir şey değil… Ben bir bilgiyi öğrenip, içselleştirip kendimden kattıktan sonra o bilgi artık benim kalbime ait. O bilgiyi ellerimle yoğururken o bilgi artık benim.
Ancak aktardığım anda o bilgi artık özgür ve evrenin… Kendi yolculuğunda o bilgiyi arayanın ve içselleştirenin.
Benden beri… Benden azad..
Bir bakıyorsun Ayşe bana ıhlamur mayasını öğretiyor, Jale çiçek mayasını yazınca bana hadi aklındaki yapıver artık diyor. O bilgi benim elimde yoğruluyor, dönüşüyor, zenginleşiyor ve sonra kendi yolculuğuna çıkıyor başka ellerde.
Ben paylaşmayı seviyorum.. Anlatmayı… Ve ne zaman ilk ben olmalıyım diye panik olsam bana öğretildiğince, bunu ilk ben yaptım kibrine kapılsam egomun emrettiğince ya da ah bu yazıyı ben yazacaktım, bu sözü ben söyleyecektim diye vahlansam benden önce biri yazdığında kalbimden geçenleri kendime hatırlatıyorum:
Dünya üzerinde söylenmeyen söz kalmadı. Ve belki de denenmeyen maya…
O yüzden ne kibre kapıl, ne kendini ayrıcalıklı san ne de söyleyeceklerini sakın, değersiz kıl senden önce biri yazdığında.
Senin kalbin başka, onunki başka.
Senin demen başka, onunki başka..
Sen paylaş, sen yaz ve kalbindeki bilgi çıksın kendi yolculuğuna.
Senden bağımsız..
Senden uzakta.
Başkasının olsun, değişsin, dönüşsün, çoğalsın.
Yaşasın.
İzin vermek lazım, bilginin kendi yolculuğuna. Ve senin aktarımın tamamlandığında kibirle o benim diyerek yolculuğunu kontrol etmeye çalışmaktansa, huzurla yüzünü dönmeli yeni ufuklara…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s