ÇOCUĞUMUZ DÜŞTÜĞÜNDE NE SÖYLERİZ?

ÇOCUĞUMUZ DÜŞTÜĞÜNDE NE SÖYLERİZ? Canı yandığında; canımız yanar. Düşmemiş olmasını isteriz. Acımamış olmasını dileriz. ‘Bir şey yok, acımadı acımadı’ diyerek aslında kendimizi telkin ederiz. Ama acımıştır. Kendimizi sakinleştirmek isterken bilmeden...

Canı yandığında; canımız yanar.
Düşmemiş olmasını isteriz.
Acımamış olmasını dileriz.

‘Bir şey yok, acımadı acımadı’ diyerek aslında kendimizi telkin ederiz.

Ama acımıştır. Kendimizi sakinleştirmek isterken bilmeden onun acısını reddederiz.
Çocuğumuz canı acıdığı için endişelidir, neden acıdığını bile anlamamıştır. Biz durumu reddedince anlaşılmamış hisseder, şaşırır. Kimi susmak zorunda kalır, kimi kızar daha çok bağırır.

Şimdi kendimizi koyalım mı ufaklığın yerine?

– Ahh, aşkım çok acıyor elim, çok derin kestim.
– Bakayım? Ah bir şey olmamış tatlım. Acımaz o. Önemli değil.
– ??!!

Ne hissederiz?

Canımız yandığında bağırırız ya da ağlarız. Çocuklar gibi…

Bugün çocuğumuzun canı yandığında susturmaya çalışmadan onu dinlemeyi, anlamayı ve endişesini gidermeyi deneyelim mi, ne dersiniz?

– (Ağlayarak) Anne, dizim acıdı!!

(Bizim telaşımız onu daha çok korkutacağı için kendi duygularımızı karıştırmadan, sakince)

– Canım benim. Canın yandı düşünce.

( Olayla ilgili farkındalık yaratmak için düşmenin nasıl gerçekleştiğini de ekleyerek*)

– Koşuyordun. Şurdaki taşa takıldın ve düştün.

(Dramatize etmeden ve suçlamadan sadece olan olayı anlatarak.)

– Düşünce dizini çarpmış olmalısın. Bu biraz canını acıtmış görünüyor. Biraz kanıyor.

(Endişesini gidererek)

– İnsan canı acıyınca hiç geçmeyecek sanıyor bazen.

– Hı hı!!

– Anladım tatlım. Düşünce bazen canımız acır ya da yaralanırız. Acısı birazdan hafifleyecek ve geçecek. Geçene kadar sana sarılmamı ister misin?

Ya da;

– Kanadıktan sonra hemen kabuk bağlar ve iyileşmeye başlar!! Göreceksin birazdan kanama duracak. Çabuk geçsin diye öpmemi ister misin?

Onu anladığımızı bildiğinde, ona sarıldığımızda, hem yarasını hem de kalbini onarmış olacağız. Başını göğsümüze yasladığında çaresizlik ve yetersizlik yerine ona iyi gelmiş olmanın gücünü içimizde duyacağız. Bir daha ki sefere ağladığında panik olmak yerine bu gücü hatırlayacağız.

Denemeye değmez mi?

Sevgilerimle

*Çocuklar beklenmedik biçimde düştüklerinde ya da canları acıdığında ağlarlar. Çünkü bu durum anlamadıkları bir nedenle olmuştur. Bu ani durum onları korkutur. Hangimiz korkmayız ki kafamıza aniden bir şey düşse mesela? Kendimizden emin bir edayla yürürken ansızın düşmek utandırıp, hayal kırıklığı yaşatmaz mı bize de? Bu yüzden çocuklar düşme nedenleri bilmek isterler. Bir daha aynını yaşamamayı kendilerini güvende tutmak için çok önemserler. Çoğunlukla düşme nedenlerini öğrenince ağlamayı bırakırlar.
Olaya olduğu gibi ayna tutarak, düşmenin nasıl gerçekleştiğini anlatmak çocuğa yaşadığı olay, bedeni, davranışı, çevresi ve güvenliği ile ilgili çok ciddi farkındalık katar. Onlar nedenleri çok merak ederler. Biz de anlatırız o vakit. 🙂

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s