ÇOCUĞUM TUTTURDUĞUNDA NE YAPTIM?

İlk ay yaşanan uykusuz gecelerden sonra, en zor anlar tutturduğu anlardı belki de.
Bilmeden kestiğim domatesi için, illa şimdi küvette suyla oynamak istediği için, kapağı ters takamadığı için, için de için… Tahmin edilemez, öngörülemez yüzlerce sebep için tutturması en zoruydu. Hele de açsa ve uykusuzsa…

Hadi küvette oynamasına ya da çıplak dolaşmasına tamam dedim diyelim; kesilen domatesi nasıl birleştireyim, yemiş bulunduğum ekmeği nasıl geri getireyim, kapağı ters nasıl takayım oraya? Olmayacak şeyi oldurmayı hayatımda hiç bu kadar şiddetli dilememişimdir zannımca.

O ağlamaya başladığında içimi kaplayan panik; ‘ben sana yeni domates getireyim, o zaman bunu elimde birleştireyim, tamam o zaman başka şey vereyim’ çırpınışlarım sonuçsuz kalıp, tansiyonu artırdıkça, çaresizliğe dönüşüyordu. Kızıyordum. Kendimi kontrol ediliyormuş gibi hissediyor, tutturduğunu yapmak zorunda kalmak istemiyordum. Bu yüzden ben de inat ediyordum.

O derdini anlatamadıkça daha çok ağlıyor, o ağladıkça ben onu daha da çok dinleyemiyordum.

Derdini anlatamadıkça…
Anlatamadıkça…

Anlatamıyor muydu?

Bir dakika bir dakika, anlatıyordu!
Diyordu ki ‘domatesi kesme anne kesme, hayır bu domatesi kesme, istemiyorum, ben bunu kesilmemiş istiyorum!!’

Ben anlıyor muydum?
Anlıyordum ve hatta çözüm buluyordum. Hemen durumu çözmek istiyordum.

Peki o, onu anladığımın farkında mıydı?
Sürekli ‘hayır hayır hayır’ diye bana çıkıştığına göre; onu anlamadığımı düşünüyor olmalıydı. Ben anlaşılmamış hissettiğimde cümleme ilk ‘hayır’ ile başlamıyor muyum? Aynı cümleyi başka türlü tekrar etmiyor muyum?
Neden olmasındı?
Neden anlaşılmadığı için daha çok ağlayıp kızmasındı?
Belki çözüm bile istemiyordu.
Ne isteyip ne istemediğini biliyor ama anlatmak konusunda zorlanıyordu.
Belki orta yol bulmak için masaya oturmadan önce, benim onu anladığımdan emin olmak istiyordu?

Yok, burada bir sorun vardı. Ben onu anlıyordum ama o bunu neden bilmiyordu?

O an fark ettim!!
Söylemiyordum ki!!
‘Seni anladım, seni anlıyorum’ demek ona bir şey ifade etmiyordu belli ki.

Söyledim.

‘Domatesi kesmeseydim. Domatesi kesmemi istememiştin. Keşke domatesi kesmeseydim’ dedim.

Çözüm sunmadım. Panik olmadım. Çaresiz kalmadım.
Hayatta bir çok şeyi geri getiremeyiz ve o da bunu zamanla öğrenecek, bunu hatırladım.

İç çekti. Sustu. İç çeke çeke yanıma yanaştı. Kucağıma yerleşti. Sakinleşince yine tekrar ettim.

‘Keşke domatesi sana sormadan kesmeseydim. Şimdi başka domates vereyim mi, başka şey mi yemek ister misin?’

Anlaşılmış hissedince uzlaşmaya bu kadar açık olacağını bilemezdim.

O zamandan bu zamana ben önce onun cümlesini tekrar ediyorum ona. ‘Seni anladım, uzlaşmaya hazırım’ diyorum, sonra birlikte oturuyoruz antlaşma masasına.

Meğer en çok benim paniğimmiş durumu zorlaştıran. Çözümsüz konuların onda büyük hayal kırıklığı yaratacağını sanmışım, çözmek istemişim kızımın yerine, hemen geçsin, onu kurtarayım istemişim. Benim çözmemle hayatı öğrenemeyeceğini düşünememişim. O kadar yoğun bir panik hissetmişim ki, konuşarak kendi çözümünü bulmasının ona katacaklarını görememişim.

Meğer tutturmalarında, daha çok tazeyken öfkesi, ben inatlaşmışım onunla ‘yapmayacağım’ diye. O kendini anlaşılmış hissettiğinde ve sakinleştiğinde hazırmış oysa neden ‘hayır’ dediğimi dinlemeye.

Tek ihtiyacı anlaşılmakmış kızımın. Sadece ‘keşke kesmeydin anne’ demek istiyormuş bana. Durumu kabullenmek sandığımdan kolaymış onun için. Hayatı öğrenmeye, yüzleşmeye gönüllüymüş benim küçük bebeğim.

Yalnız ağladığında, tutturduğunda, öfke krizi geçirdiğinde değil; bana anlatmaya çalıştığı her şeyde, önce onun cümlesini tekrar edip, onu anladığımı hissettirmek ilişkimizi çok çok güçlendirecekmiş meğer.

‘Kesmeseydim, o domatesi kesmeseydim!!’
‘Giyinmek istemiyorsun. Şimdi giyinmek istemiyorsun!!’
‘Küvete su doldurmak istiyorsun. Hımm. Bakalım ne yapabiliriz?’
‘Kırmızı bir araba gördün, hem de kıpkırmızı!!’ diye ‘tekrarla’ yaklaşmak anneliğimi en çok kolaylaştıran farkındalığım olacak, kızım onu anladığımı hiç unutmayacakmış…

Sevgilerimle.

Reklamlar

ÇOCUĞUM TUTTURDUĞUNDA NE YAPTIM?” üzerine bir yorum

  1. Geri bildirim: Ayna Olmak – Su teresi

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s