VURAN VE ISIRAN ÇOCUKLAR İÇİN NE YAPABİLİRİZ?

Öfkelendiğimizde içimizde hemen dışarı çıkmak isteyen büyük bir enerji varmış gibi hissederiz. Bazılarımız bir şeylere tekme atar, kimi yüksek sesle konuşur, bir şeyler fırlatır, bacaklarını sallar, kimisi de elleriyle masaya vurur. Öfke tüm duygular gibi hareketlidir aslında. Bütün beden özümser duyguyu, onunla birlikte hareket eder. Enerjiyi boşaltmadıkça duygu içimize yer eder.

Biz yetişkinler öfkeyi daha uygun biçimlerde ifade etmeyi biliriz. İçimizden bir yerleri yumruklamak gelse de, elimizi sertçe masaya koymakla yetiniriz. Çocuklar için ise durum daha zordur. Öfke büyük, beden küçüktür.

Kendilerini yerlere atar, bir şeyleri çekiştirir, ısırmaya çalışır, eşyalara, kızdıkları kişiye ya da bize vurmak isterler. Böyle zamanlarda, özellikle vurduklarında, kaygılanırız. Bu davranışın kalıcı olduğunu düşünürüz. Çocuğumuzun kendine zarar vereceğinden, başkalarına saldırgan davranacağından endişe duyarız. Öfkesinden ve onu ifade ediş biçiminden korkarız. Bazen de kişisel algılarız. Bize kızdığını, bir yerde hata yaptığımızı, onu mutlu edemediğimizi düşünür, çaresiz hissederiz.

Çocuğumuzun bizim dışımızda bir dünyası olduğunu unuturuz. Onun kızdığı bir çok durum vardır aslında, hayal kırıklığına uğradığı, üzüldüğü. Bizden bağımsız olaydır bunlar, bize değil ‘oyuncağı alamadığına’ kızması gibi durumsaldır bu öfke.

Böyle zamanlarda yaptığımız tüm müdahalelerin, kurduğumuz cümlelerin durumu kötüleştirdiğini fark etmişizdir.

Öfke anında bize gelip bir şey söyleseler söyleneni kimin kulağı işitir?
En iyisi sakinleşmesini beklemektir, öfkeliyken;

‘kızmış görünüyorsun, ben buradayım, yanında, seni dinliyorum’
‘burası ağlaman için uygun/ güvenli değil, yan odaya geçebilirsin. kendin gidebilir misin yoksa ben mi yardım edeyim? yardıma ihtiyacın var sanırım, seni kendine zarar veremeyeceğin bir yere götürüyorum, evet şimdi burada istediğin kadar ağlayabilirsin, seni dinliyorum.’ diyerek beklemek, sakinleşince konuşmaktır.

Çocuklar kimi zaman içlerindeki duyguyu ifade etmek için vurmak, ısırmak gibi davranışlar sergileyebilirler. Onlar böyle davrandığında genelde şaşırır, yoğun duygular hissederiz. Bu nedenle ya öfkelenir ya da kıkırdarız. Bu iki davranış da yeni öğrenen çocuğumuzda merak uyandırır. Aslında o an tek ihtiyaçları olan sakin bir yönlendirme, bilgilendirmedir. Bu davranıştan hoşlanıp hoşlanmadığımızı, kabul edip edemeyeceğimizi bilmek isterler. Masum küçük vuruşlar, ufak bilgilendirmeler ile engellenebilirler. Hoşlanmadıysak dürüst olmamız yeter;

‘bana vurmandan rahatsız oldum, vurmanı istemiyorum, istersen elime çak yapabilirsin/şu mindere vurabilirsin’

Öfke anında ise bizim liderliğimize daha çok ihtiyaç duyarlar. Çocuğunuz size veya başkalarına vurduğu zaman olumsuz bir duygu barındırmayan, nötr bir ses ile, net ama sakince;

‘bana/ona vurmanı istemiyorum, vurmak acıtır, vurmaya ihtiyaç duyduğunda şu yastığa vurabilirsin’ diyerek onu yönlendirebilirsiniz.

Vurmaya devam ediyor ise nazikçe, kendinizden emin bir biçimde elini tutarak;

‘bana/ona vurmana engel olucam/müsaade etmeyeceğim.’ diyerek size vurmasını engelleyebilir, onu yeniden yastığa yönlendirebilirsiniz.

Kendine ve başkalarına zarar vermediği sürece, hareketini engellemek yersizdir. Aynı bazı insanların kum torbasına vurarak rahatlaması gibi o da yastığa vurarak rahatlayabilir.

Isırmak istediğinde de aynı şekilde yönlendirebilirsiniz. Isırmanın sıklaştığı zamanlarda küçük çocuğunuzun üzerine öfkelendiğinde ısırabilmesi için bir oyuncak halka bağlayabilir ya da bileğine takabilirsiniz. Böyle durumlarda çocuğunuzun ruh halini takip edip, ısıracağını hissettiğinizde yaklaşarak;

‘Isırmanı istemiyorum, herkesin güvende ve iyi olmasını istiyorum. Isırmana engel olacağım çünkü can yakıyor, işte bu halkayı ısırabilirsin’ diyerek yönlendirebilirsiniz.

Çünkü aslında sinirlendiğinde bir şeyi ısırmakta sorun yoktur ama birini ısırmak biraz(!) sorun çıkarabilir. Biz de bazen gergin anımızda kalem kemirir, elimizdeki bir nesneyi sıkarız.

Kimi zaman çocuklarımızı kırmamak için sınır koymakta zorlanırız. Kimi zaman da ‘anneye vurulmaz’ gibi cümleler kullanırız. Aslında bu cümleler bizim ne istediğimizi tam olarak ifade etmez ve kafa karıştırır. Kuralı kim koymuştur? Bunu kim istiyordur?

Onun yerine ‘bana vurmanı istemiyorum.’ demek çocuk için çok daha anlaşılır olur. Ne istediğimizi ve istemediğimizi net olarak ifade ettiğimizde çocuklarımızın bize ait sınırları daha kolay kavradığını görebiliriz.

Çocukların duyguları büyüktür ve bu duygularla ne yapacaklarını bilemezler. Bizim yönlendirmemiz ile zamanla duygularıyla mücadele etmeyi, kimseye zarar vermeden ifade etmeyi öğrenirler. Çocuğa şiddet uygulanmıyorsa eğer, bu davranış biçimi kalıcı değildir.
Bir çok davranış gibi, büyüdükçe geçer gider.

Çocuğumuzun ‘öğreniyor’ olduğunu hep hatırlarsak, her olumsuz davranışında öğreniyor olduğunu aklımıza getirirsek, endişelenmek, öfkelenmek yerine sakince liderlik yapabilir, bu büyük duyguları ifade etmesine yardımcı olabiliriz.

Bazen aylar sürer, defalarca tekrar etmek gerekir ama sonunda sınırı öğrenirler.

Bence her rahatsız edici davranışında tepki vermeden önce şu cümleyi aklımıza getirmekte fayda var;

‘şimdi, tam şu anda, öğreniyor.’

Sevgilerimle.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s