Dünya Kadar Zaman

Hiç unutmuyor ve her sene doğum günümde sunuyor bana hediyesini kayısı ağacı. Bu sene ben almaya iki gün geciktim sadece. Beklemiş beni bütün nezaketiyle. Bugün kızım babasıyla arazide ve ben merakımın peşinde öğrenmeye gidiyorum. Haftada bir gün bütün dikkatini, hiç bölünmeden kendine, meraklarına, içine verebilmek hayatın ne kadar sade ve yavaş olursa olsun, ebeveynlerden biri veya ikisinin çalıştığı çekirdek aile düzeninde bir lüks. Asım çalışıyor olsaydı, işine son verilmiş olmasaydı, bugünü yaşamak benim için imkansız olmasa da zor olacaktı. İkimizin de evde olduğu, arazide birlikte çalıştığı, oradan ürettiği, bütün sorumluğun paylaşıldığı, ekonomik açıdan mümkün olduğunca küçüldüğümüz ve fazla yüklerimizi bıraktığımız … Okumaya devam et Dünya Kadar Zaman

İçsel Motivasyon ve Öğrenme Üzerine

Merak önüne geçilmesi en zor duygulardan biri. Minik bir kıvılcımla başlayıp çabucak dinebilir ya da koca koca alevli bir tutkuyu büyütebilir. İşin sonu nereye varırsa varsın güçlü bir arzudur, içimizdeki bir ihtiyaçtan doğar ve öğrenmeye susar. İnsan, meraklarının peşinden koşmak … Okumaya devam et İçsel Motivasyon ve Öğrenme Üzerine

Bilgiyi aktarma cesareti…

“Bilginin dört aşaması vardır. Birincisi sezgisel bilgi, ki kimileri buna inanç da der. Örneğin Fukuoka’nın ağaçların budanmaması, toprağın kurcalanmaması yönündeki kanaati başta sezgisel bir bilgiye dayanmaktadır. Sonra teorik bilgi gelir. Sezgisel olarak kavradığımız şeyi kavramsallaştırırız; kitapları, doğayı, kendimizi okur ve sezgisel bilgimizi somutlaştırırız. Bundan sonraysa tatbiki-uygulamalı bilgi gelir. Bilgiyi gündelik hayatta uygularız ve sezgilerimizdeki ya da kurgularımızdaki hataları görür, bilgimizi akort ederek geliştiririz. Son olarak da bilginin aktarımı gelir. Bilgi aktarılmadığı sürece akacak yatağını bulamamış, kurumaya ya da bulanıp kirlenmeye mahkûm bir gölcük olarak kalacaktır.” diye yazmıştı @mayisaru bir gün bir çiftçi’nin ona söyledilerini aktarırken. Bunu seziyorum, inanıyorum ve deneyimliyorum… Bu elimdeki … Okumaya devam et Bilgiyi aktarma cesareti…

Büyütüyorum..

Daha önce hiç bakmadığım gibi bakıyorum herşeye. Belki çocukken… Hatırladığım birkaç anı var aklımda geçmişten, böyle küçücükleri merak edip, izlerken… Tanışma niyetiyle yakından bakınca, öyle çok ve güzel şey görüyorum ki. Nereye basacağımı bilemiyorum. Yemeye, toplamaya, basmaya kıyamaz oluyorum. Öylece kalakaldığım çok an oluyor, merak içinde ve coşkun bir neşeyle parmak ucumda dikiliyor ve yanaklarımı acıtana kadar gülümsüyorum. Sanki onları tanıyıp sevdikçe arazi daha çok evim oluyor. Daha doğrusu; ben buraya ait olmaya, buranın bir parçası olmaya başlıyorum. Kalbimin bu kadar büyük olduğunu bilmezdim. Sanırım gittikçe de büyütüyorum. Okumaya devam et Büyütüyorum..

Çiçekli Şiirler

“Sarı çiçek Ne işin var Köpeğin burnunda? Yoksa seni koklarken Şaka mı yaptın ona?” Gonca Mine Çelik’in en bi’ güzel kitabı boncuk kıza hediye geldi bugün. Etrafımız öyle güzel insanlarla dolu ki! Yalnız değiliz, umutluyuz ve seviyoruz! Böyle güzel kitaplar yazıyor ve onları hediye ediyoruz. 😍😍🍀🐝 Gonca’nın(@mine_celik_illustration) diğer kitabını da okudum ama bu gerçekten kalbinden, onun dünyasından bize doğru uçuşan kelebekler gibi. Onun dünyayı görme biçiminin özgünlüğünü farkediyor, hayretini, sevgisini, umut ve neşesini okurken siz de yaşıyorsunuz. Çocuklara birşey öğretmek niyetiyle değil içindeki güzelliği aktarmak niyetiyle yazıldığı hissediliyor ve bu yüzden keyifle okunuyor. Üst perdeden konuşmadığı için kendinizi ondan bir … Okumaya devam et Çiçekli Şiirler

Aşırı Sıkıcı Çocuk Kitapları

Çocuk kitapları raflarında geziniyor ellerim. Öğretici, eğitici, bizim yerimize disiplin verici, davranış aşılayıcı, yaramaz ya da tırnaklarını kesmeyen çocuğa çemkirici, son zamanlarda en çok da bize ait yaraları tamir edici… Mesaj kaygısından uzak ya da mesajı çocuğun kafasına vura vura, üstüne basa basa değil de bir kapı açıp, diğerlerini kapatmadan geri çekilerek veren öyle az hikaye var ki, aradığımı bulmakta zorlanıyorum. Aynı serbest oyunun yetişkin yönlendirmeli “işlevsel” etkinliklere evrildiği gibi, hikayeler de davranışçı bir araca evrildi. Oysa masal kültürü sadece mesaja dayalı değildi, değil. Nasıl bizim hayatımız iyi bir yaşamın nasıl olması “gerektiğine” dair mesajlarla doluysa, çocukların kitaplıkları da aynı … Okumaya devam et Aşırı Sıkıcı Çocuk Kitapları

Bahane

Çok yazıyorum biliyorum. Eskiden çok konuşurdum zaten de; yetmezdi. Cümleleri seviyorum çünkü elimde değil, herkes manzaraya bakarken ben onu içimin sayfalarına harflerle kazıyorum. Yazdığımı her tonda okuyup, yaşadığımı yeniden ve yeniden eğip bükmeyi müptela gibi seviyorum. Kelimeler böyle sevdiğim yemeklerin … Okumaya devam et Bahane

Önünü alamadığım bir ot hikayesi

Biri beni durdursundu! Çünkü yolda gördüğüm her boş alanda otları, ağaçları tanımaya çalışmaktan, tanıdıkça mutlu olup, daha çok tanımaya çalışmaktan evime gidemiyordum! Neyse ki güneş batıyordu da eve gelip çalışıyordum. Sonra mı? E işte sonra şöyle acayip şeyler yazıyordum: Apartmanların arasındaki şu nefeslikte keşfettiğim yenebilen bazı güzellikler: Yoğurt otu, ebegümeci, ısırgan, kuş otu, kuş ekmeği, roka, kıvırcık labada, ekşi yonca, karahindiba, bahçe radikası, ballıbaba, iğnelik, turp otu, çiriş, böğürtlen çalısı, yabani hardal otu, akhardal, kanarya otu. Şifa için kullanılanlar: Dar yapraklı sinir otu, deve dikeni, sütleğen, ayn-ı sefa. Ve diğerleri; arap sümbülü, üçgül, yabani yulaf. Ağaç; karaağaç (sol önde), zeytin, … Okumaya devam et Önünü alamadığım bir ot hikayesi

Kapı

Bir kapı var önümde. Şimdi ve şu anda. Birazdan geçeceğim eşiğini. Ardımda kalacak. Öyle heyecanlıyım ki… Nefesim kesik kesik. Gözlerim dolu dolu. Yüzümde şaşkın bir gülümsemeyle bekliyorum önünde. Ardından nefis kokular geliyor bir de renk renk ışık demetleri… Adım atar atmaz büyük bir değişime neden olacak bende ve dış dünyayla ilişkimde seziyorum ama korkmuyorum. İçimde beliren her saf niyetin hiç beklemediğim bir anda ama tam da zamanında bir kapı açıvermesine alışamadım hala. Şaşırıyorum. Sonra içime çekiyorum bana verdiği umudu. Umut etmiyor; umut oluyorum. De haydi. İçeri giriyorum. *Resim eski, kapı yeni, ağacın arkasına saklanmış fare ise oyunbaz ve neşeli 😊😊 Okumaya devam et Kapı